Bu sabahki maçta gene süpersonik bir performansına şahit olduk Hedo'nun ama Fisher naptı? Gene yaptı yapacağını. Ariza'anın da hakkını yemeyelim adam devre arasında kasa kasa red bull içti herhal...
Neyse seri 3-1 Lakers oldu, klasik manşettir böyle durumlarda, onunla bitirelim. Lakers şampi...
Aaa! Hiç Kobe'den bahsetmeden postu bitirecekmişim az daha... Çünkü rolunu çaldılar adamın. Haa bi de resimde Del Piero var. Teee Floridalara gitmiş adamcağız.
Perez gelince rüya kadro kurar deniliyordu evet ama Madrid'in 2 senedir kıçını parçalayıp alamadığı iki adamı bu kadar çatır çatır parasını basıp alması hafiften ürküttü beni. Ne biçim bi' şey lan bu para. Ronaldo 96.000.000 € karşılığında Manchester'dan ayrılıyor. Gelmiş geçmiş en pahalı transfer oldu böylece Zidane'ı geçerek. Tahminen bu rekor ya Zlatan tarafından kırılır ya da kırılmaz bi 7-8 sene. Messi'nin pek Barcelona'dan ayrılacağını düşünmedim açıkçası.
Kaka ve Ronaldo artık yeni Los Galacticos döneminin liderleri olacaklar. O takımdan geriye kalan da zaten sadece kaptanlarCasillas ve Raul. Sıradaki transferler için Xabi Alonso, David Villa deniliyor bu demekki hollandalılar çil yavrusu gibi dağılacaklar avrupa'nın dört bir yanına. Robben kalır diye tahmin ediyorum ama Huntellar, Van der Vaart, Sneijder falan kapışılması gereken adamlar.
Bi de sayın Ronaldo. Çok para aldığınızı biliyorum ama bana gıcığınız mı var? 17 numaralı portekiz formasını aldım arkasında isminiz yazan, 2 ay geçmeden 7 giymeye başladınız. Bir siyah, bir kırmızı iki tane 7 numaralı Man Utd formam var siz şimdi Real Madrid'e gidiyorsunuz (9 mu giyeceksiniz acaba) hayır koleksiyoncu olacağım sayenizde bu yaşta... Şımarık piç.
2010'da filmi geliyor. Şu an kesinleşen tek rol yakışıklı kontenjanından Face rolu için Kitchen Confidential'ın aşçısı Bradley Cooper'a gidiyor.
Murdock için en başından beri konuşulan tek isim Woody Harrelson. Tahminen olur. Çok da yakışır.
Baracus için önce Ice Cube dendi şu an Common ön plana çıkmış durumda.
Hannibal Smith için de uzun süredir Bruce Willis denmesine rağmen, Liam Neeson'la da görüşülüyor imiş...
Baya güzel olur bunun filmi yahu.
Face kızı öp, Murdock çıldır, Baracus adamları döv, ben de puromu içeyim. Bölüm sonunda hangarın kapısını içeride kaynak makinesiyle yaptığımız aletle kırar kaçarız...
Tüm NBA eşleşmelerinde Lakers safında olduğumu zilyon kez belirtmişimdir zaten, sırf Hidayet var diye de 40 yıllık sevdadan vazgeçecek değildim. En sevdiğim oyuncu da lige girdiği günden beri Kobe Bryant'tır, LeBron, Iverson, T-Mac çoluk çocuk gözükür gözüme kıyaslamalarda. Ama daha evvel Kobe'ye şunu yapanı görmedim yahu.
Sadece bloktan bahsetmiyorum, Hidayet resmen Kobe'ye meydan okudu. İstatistiklere bakıp "Rashard Lewis bomba oynamışasıl" diyebilirsiniz ama maçı izleyen varsa demek istediğimi anlayacaktır. Sen takımı oyunda tutmak adına efsanevi bir 3. çeyrek oyna, sonra Kobe'yi savun, kritik şut sok, asist yap, son pozisyon Kobe Bryant'ı neffis bir şekilde blokla ve az daha maçı kazandıracak muhteşem asisti yap. Hayran kalmamak elde değil. Hidayet kesinlikle Scottie Pippen-vari all around sf performansı sergiliyor...
Gurur duyuyorum ama Kobe'ye yapmasaydın keşke o hareketi...
Daha önce kısaca belirtmiştim zaten "Redd sayko albüm yapmış yea" diye, dün Redd seven bir arkadaşıma albümü övdükten sonra dönüş yolunda da Don Kişot dinleyince gazı aldım, daha detaylı paylaşayım istedim.
Albümün olayı nedir? Doğum ve ölüm arasını anlatan -çok klişe farkındayım- bir konsept albüm. Daha doğrusu 21 isimli karakterin hayatını anlatıyor ve onun doğumuyla giriyoruz albüme. Hatta Redd ne diyor bu karakterle alakalı: “Bu albüm, dünyaya tutunmaya çalışan, onu değiştirmeye çabalayan ve bu yolculukta kendine bir yön bulmuş herkesin adına söz almış bir karakterin, 21’in hikayesi…”
21 gibi hayvani yüksek bir rakamda şarkı koymuşlar albüme ama 3 güzel 2 idare eder 5 boş şarkılı albümlerin olduğu piyasada en az 10 şahane şarkının olduğu ve hiç bir şarkının vasat dahi olmadığı bir albüm ortaya çıkmış. O sebeple albümü shuffle değil sıralı şekilde dinlemek de fayda var.
Öncelikle Don Kişot'tan başlayalım. İlk single için kesinlikle süper seçim, dinlemesi kolay, detayları ve bütünüyle çok etkileyici olmuş şarkı. Doğan Duru beyefendinin vokali girdiği yerden itibaren dikkat çekiyor zaten. Ama şarkının en sevdiğim kısmı 3.03'de başlayan solo. Bugune kadar türkçe sözlü bir şarkıda dinlediğim en güzel gitar solo.
İntro niyetine Çığlık'ı -kalp atışlarıyla başlar, resmen doğumu temsil eder, Ayreon gibin- dinledikten sonra başlayan albümün 2 numarası Masal "of süper albüm dinliyoruz" mesajını doğrudan veriyor. Kurban'ın İnsanlar albümündeki sounda çok uygun bir şarkı. Oldukça güzel, baya güzel, çok güzel. Gerçekten çok güzel. Vokal ve davullara artı rep.
Öyle Boş ki Hayat gene Kurban-İnsanlar albümüne uygun bir parça olmuş. Şarkı baştan sona çok şahane bir riff üzerine kurulu, tekrar tekrar aynı melodiye dönüyoruz ki, duydukça insanın kıçı başı ayrı oynuyor adeta.
Seni Buldum, Duman şarkılarına benziyor genel olarak yürüyüşü, gitar tonları, sözler vs... Duman şarkılarını beğenmediğim dönemde Duman'a bezniyor diyerek bi şarkıyı beğendiysem, ekstra bir şeyler var demektir.
Sevsen de Sevmesen'deyi de dinlerken bi esinlenme farkettim ama şu an tam adını koyamıyorum. Başlangıcından alıyor şarkı adamı içine.
Yaşandım Daha Çok'un nakaratı bile şarkı çok güzel demeye yetiyor. Ağır şarkı nasıl yapılmalı dersi gibi. Basit, güzel. Bunu Şebnem Ferah'a söyleteceksin esasında yer gök inler yeminlen.
Plastik Çiçekler ve Böcek piyano - gitar birlikteliğinin en güzel beraber oluşu. Zaten şarkıları bu kadar özel kılan şey aslında klasik sayılabilecek müziksel birliktelikleri deneysel olmadan gayet yerinde kullanılmasından kaynaklanıyor.
Alakasız şekilde duysanız "aa Redd tarzı bu" diyeceğiniz şarkıların sayısı albümde 5i geçmiyor sanırım. Küçük Bir Çocukken, Aşk Bu Kadar Zor Muen çok dikkatimi çekenler ve en beğendiklerim oldu Redd'in önceki albümlerindeki tarzına uygun olarak.
Ve büyük final Sukut. Coşkulu bir ölümü duyuyoruz. Geride kalan pişmanlık içermeyen bir hayatın bitişi. Masal bu şarkıyı içinde barındırıyor aslında. Tonu değiştirilmiş, davulları abarmış ve vokal kısmı gelmeden kalp atışları ile biten versiyonu denebilir. Bir albüm kapanışı için daha iyisini düşünemezdim sanırım.
Albüm repeat all seçeneğinde dinleniyorsa Sukut'un bitişindeki kalp atışları albümün ilk şarkısı Çığlık'ın başındaki kalp atışları ile birleşiyor ve albüm bittiğini farkettirmeden yeniden başlıyor. Anlattıkları doğum-ölüm yani hayat döngüsünü de daha doğru nasıl betimleyebilirlerdi ki? [çok homo bir cümle oldu ama anlayın işte]
Albüm Redd albümü dışında herşeye benziyor desek yeridir. Çok yerinde ve zaten başlı başına tapılan soundlara benzemişler ki dinlerken sürekli aaa bu şey değil mi diye düşünüyorsunuz. Coldplay, U2, Pearl Jam benim farkettiğim etkileşimler.
Albümde ki Pink Floyd etkisine -etkileşim diyemedim, az buz değil doğrudan etki çünkü- gelince; kendini çok belli ediyor ama asla rahatsız etmiyor. Albümün kalp atışlarıyla başlayıp bitmesi, Don Kişot, Yaşandım Daha Çok ve Vicdani Redd'in sololarındaki High Hopes benzerlikleri en çok ben burdayım diye dikkat çekenler oldu. Dekadans diye bir şarkı var, benzerlik falan değil Pink Floyd şarkısı doğrudan, aksini iddia edenle münakaşa ederim.
Aslında her şarkı başlı başına 2-3 cümle edilmeye değer güzellikteler. Açıkça çok sevemediğim bir şarkı oldu Piyano üzerine vokalden oluşan çok çok yavaş şarkı Her Neyse'yi biraz sıkıcı buldum. Kalan tüm şarkılar 10 üzerinden en az 7 alır. Masal, Don Kişot ve Plastik Çiçekler ve Böcek için 10 az kalıyor adeta.
Finaller öncesi hem safımızı belli edelim, hem de birazcık gaza gelelim.
4-2 Lakers diyorum ama bi şekilde Orlando kazansa Hidayet finals MVP olsa -ki uzak bi ihtimal değil- ne şahane olur. Kobe 6.finalinde 3 kez boynu bükük ayrılır ki bunu da hiç istemem açıkça. Kariyerine iki tane finals mvp hakesiyor bu adam. Bundan sonra LeBron ayısı baya zorluk çıkarır, hazır kolayken kaçırmamalı fırsatını.
Yarın bu saatlerde ilk maça hazırlanıyor olurum -daha doğrusu maç öncesi ders çalışıyor olurum umarım- Nba ve Deu finallerinin aynı ana gelmesi ne şahane değil mi?
NBA - where amazing happens DEU - where disgusting happens
---- Bu arada blogla alakalı ne zaman olumsuz bir yorum alsam ya "kısa kısa yazıyorsun okuycak bişi olmuyor", ya "çok uzun yazıyorsun okuyamıyorum" ya da "sadece sporla alakalı yazıyorsun" şeklinde oluyor.
* Yazımız boyunca D. Gencer markasının 2009 yaz kreasyonlarını göreceksiniz şaşırmayın.
* Dredg - Lightswitch bitti I don't know başladı. Çılgın albüm yapmış Dredg. Eskiler gibi pis ve progresif değil, daha temiz kayıtlarla daha alternatif, kolay dinlenen bir albüm yapmışlar. Hem iyi hem kötü ama sonuçta çok güzel. Normalde çok fanı olmadığım (sevmediğim yani)Redd'in albümünü de çok övgü alması üzerine dinledim, hakkatten süper iş çıkarmış onlar da. "Pink Floyd lan bu!" dedim albümde bi kaç kez. Dredg ve Redd'e respect çektikten sonra Dreddg diyerek bitireyim bu maddeyi.
* Finallere bir hafta var. O vakti güzel değerlendirip, askerlik oniki ay olmadan koşturmam lazım.
* Nba konferans finalleri bitti, ayın 4üne kadar maç yok, güneşi görmeden yatabilirim anlamına geliyor, mutluyum.
* Kuzenimin 3 hafta içerisinde çocuğu olacak. 23 yaşıma gelene dek gördüğüm tek bebek 12 sene evvel doğduğu için bebek hasreti içerisindeyim. Gelse de yanaklarını mıncırsam diye heyecan içerisindeyim. Klişe oluyor biliyorum ama doğum ne kadar muhteşem bir olay ya. (duygulandım bi saniye) senin kanını taşıyan ufak bi' şey yaratıyorsun, huyu suyu, kaşı gözü sana benziyor falan.
* Ufaklığa yakın olsam keşke de, müzik aşılasam minikliğinden itibaren. Vericen Floyd'u, vericen Pearl Jam'i deha olup çıkıcak. Şizofren veya depresif de olabilir gerçi.
* "Deha olup çıkıcak" dedim, sonra farkettim. Ya bu mekanlarda çıkan zibidi Deha gibi olursa?
* İzmir cayır cayır yanıyor. Sahile gider gibi çıkıyorum dışarı, su olup dönüyorum.
* Zamanında o kadar bok attığım flip flopları 3 senedir giyiyordum zaten de son 15 gündür başka bi' şey giyemez oldum. Allah var, büyük kolaylık.
* Annem mutfağa girdi, elinde kornetle çıktı. Ne kadar sevindiğime ben bile şaşırdım. Of kornet lan...
* Konuk yazar Sel:Titanic'in son yolcusu da ölmüş
* Kulağımda Foo Fighters'tan The Pretender var. Dave Grohl hakkında bi yazı yazayım diye yaklaşık 6 az önce heveslenmiştim, yalan oldu. Görüşümü söyleyip uzatmayım. Adam muazzam. Karşı olan varsa bu görüşe gelsin kralından münakaşasını vereyim.
* Geçen sene bu aralar çılgın gibi okey oynuyorduk yahu. Japonya'da okey var mı Canerim?
* Bu hayatta herkese hakettiği kadar değer verecasgksaljgasha ciddi ciddi böyle yazı yazan adamlar var ya. Eyvallah bilader sen kurtar memleketi, dünyayı, inasanlığı.
* Filozof kavramına karşıyım. Kime felsefe yapıyon denebilir mesela. Kassam yıkanırım aynı nehirde iki kere.
* Caz yapma lafı sanata ve sanatçıya gösterilen saygının en güzel ifadesidir sanırım.
* Olm şaka maka cidiye alsan t-shirt tasarlarsın ha. Kaç kuruş bunun maliyeti?
Galatasaray'da oynadığı dönem en sevdiğim futbolcuydu. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur hesabı çok unutuldu bu adam. Hele 2003te milli takımı da bıraktıktan sonra Mevlüt Erdinç, Halil Altıntop, Mesut Özil kadar dahi anılmadı adı. Halbuki Blackburn'de çatır çatır oynuyor, adını EPL efsaneleinin arasına sokuyormuş.
Tugay'ın elinden kaptanlığının alınıp "büyük kaptan" Bülent Korkmaz'a verildiği günü hatırlıyorum. O zamanlar Bülent'i hiç sevmezken Tugay sevgim doruk noktasındaydı, ben pazuband kendi kolumdan alınmış gibi bozulmuştum. Yahu dedim bu bülent şu an bizim takımın teknik direktörü Tugay daha futbolu yeni bırakıyor nasıl iş bu diye azcık araştırdım ve Tugay'ın 22 yaşında Galatasaray kaptanlığına getirilerek en genç kaptan sıfatını kazandığını öğrendim.
Aynı Tugay'ın Blackburn'de ki ilk senesinde de sahaya kaptan olarak çıkmışlığı vardır bir Arsenal maçında. Adamı sağ bek koydular oynadı, sol kanat oynadı, rangers'da forvet arkası denediler tıkır tıkır gol attı. Gerçek mevkisinde (şu an pirlo, xavi türevi adamların oynadığı) oyun kurucu dmc'de ben bundan daha iyi türk oyuncu bilmem. Milli takım da ancak Aurelio ile düzeltebildi o mevkiyi yıllar sonra.
Blackburn'ün kendi politikası olan 10 sene oynamayan futbolcuya jübile yapmama kararı pek etkilememiş Tugay'ın son maçını. Tribünlerde Tugay maskeleri, her tarafta pankartlar, sırf o güne özel yapılmış tshirtler. Tugay tribünleri selamlarken 4 dakika boyunca hiç susmayan alkış.
Çok geç bir yazı oldu bu. Çok sevdiğimiz ama hakkını teslim etme fırsatını kullanamadığımız adamların başındadır Tugay. Umarım EPL'de teknik direktör olarak da izini bırakır.
---
Bu videoyu koymak zorundayım, Blackburn formasıyla attığı 11 gol. Sadece biri ceza sahası içinden. Adamın tüm gollerini koymuşlar ama goller o kadar muazzam ki jenerik gibi olmuş. Ulan adamı en güzel çağında yollamışız be...
Az önce inanılmaz Orlando - Cleveland maçı bitti, gazı almış durumdayım. Maç ile alaklı kısa düşüncemi sözlüğe aktardım, burdan devam etmem analize. Yukarıdaki video maçtaki ilk orlando sayısı. Dwight Howard'ın potanın üstündeki saati kırdığı smacı.
Bugunun nba videomuz, inanılmaz bir teknoloji ile nasıl yaptıklarına dair hiç bir fikrimin olmadığı Amazing Playoff Moments olacak.
Larry Bird'ün muhteşem top çalması, Dr J'in lig tarihine geçen fantastik tek el, ters turnikesi ve Kobe - Shaq alleyoopu.
Kobe ve LeBron'ın finalde kapışmasına nba yönetimi şimdiden hazırlanmış olacak ki hazırlamışlar videoyu. 23 & 24 kapışmasını herkes görmek ister ama bir Laker olarak LeBron beni çok fazla korkutmakta. İki oyuncuda takımlarını konferans lideri yaptıkları için finale kadar homecourta sahipler, finalde karşılaşmaları durumunda Clevland ev sahibi avantajıyla sahaya çıkacak. Ama Lakers'ın sene içindeki maçta Clevland'ı evinde yenen ilk takım olduğunu belirtmek lazım (zaten topu topu 2 mağlubiyet aldılar evlerinde)
Konferans finallerinde süpriz beklemiyorum Orlando bir maç, Denver iki maç kazanırlar belki. Finalin Lakers @ Cavs şeklinde baişlaması çok olası ve herkesin de beklentisi şu an. Abecilik yaparak 24>23 diyorum. LeBron çok ayı ama yea...
O değilde önümüzdeki iki hafta her gün maç var ntv'de 4 suları, haberiniz olsun. Maçı izlerseniz 7de yatıp 3te kalkıyorsunuz ama ondan da haberiniz olsun. Artık gidip kahvaltı edebilirim.
---
Aslında "amazing playoff moments" videolarını koyacaktım buraya ama bunun son sahnelerinde yazan bir yazı var ki çaresiz bıraktı beni lskahgalsga.
En sevdiğim üç şarkının klibinin olmadığını farketmem üzerine böyle bir listeye giriştim. Kalbim kırılr lan, nasıl klip çekilmez bu şarkıya diye. Gerçi şöyle bir iyi yönü de var; şarkı size özel kalır. Gerçi bu listedeki şarkıların hepsi bana anamın babamın sesi gibi oldu artık. Bir numarayı bilmeyeni ıslak odunla dövmek farzdır.
#5 Showbiz - Muse
Albüme ismini vermiş, bazı konserlerin açılış, bazı konserlerin kapanış parçası misyonunu yüklenmiş, Muse tarihinin en gaz şarkısının klibi yok abiler. İzmirli kıytırık bar grubu Anemi (kıytırık dememe rağmen kaç defa gitmişmdir bilmiyorum) bile bi aralar bunla açardı programını. Özel şarkıdır, herkes sevmeyebilir. Seveni çok sever. Muse yeni albüm çıkarsın, bi daha konsere gelsin hatta.
#4 Reise Reise - Rammstein
Başka bir albüme ismini veren parça. Muse için showbiz neyse Rammstein için Reise Reise odur desem yanlış olmaz. Ama bunun bahanesi var. Bu albümde Amerika, Mein Teil, Ohne Dich, Keine Lust ve Los gib şarkılar mevcut. Klip çekilmemesi anlaşılabilir bi' yerde.
Yalnız bu Rammsetin abiler Mein Herz Brennt'e de klip çekmemişler, her albüm 5 şarkıya video çeken Rammstein'ı derinden kınıyorum bu sebeple.
#3
Trains - Porcupine Tree
Alemlerin en güzel şarkısı, mutluluk hormonu. Yat çimlere sevdiceğinle, bunu dinle. Yağmur yağsın, güneş açsın tepene herşeyden güzellik kap. Porcupine Tree klip sever bi grup değil o sebeple, bu şarkıyı yaptıkları için teşşekür edip 2 numaraya ilerliyoruz.
#2 The Noose - A Perfect Circle
Bunun klibi yok ama klip yerine geçen bir performansı var (yukarda) yeter de artar bile. Dünya işi olmayan, sırrına akıl sır ermeyen, ermiş şarkı The Noose'a klip çekilse de beğenmezdim zaten. İyi olmuş böyle.
#1 Black - Pearl Jam
"We belong together, we belong together" diye diye yedi bitirdi adam kendini. Bazen youtube'da Black yazıyorum 1991den 2009a değişik tarihlerden, değişik şehirlerden konser performansları izliyorum, 1 saatim öylece akıp gidiyor, sonunda elle tutulur bi derdi tasası olmayan ama 60 dakika Black dinlemekten ağır depresyon teşhisi konulabilecek bir ben kalıyor ortada. Ben bile kalmıyorum. Black çiğniyor tükürüyor beni. Tüketiyor adeta. Bu kadar zevkli bir yıkım olmamalı. Eddie Veder respect.
babannemin gününe gelen teyzelere sarkasım, lise çıkışlarına gidesim geliyor dinleyince... (spark, 19.01.2008 01:18 ~ 01:20)
Baba adamlar çok iyiler yea.
Pek çok Muse severin tu-kaka ilan ettiği Supermassive Black Hole'a bayılırım ben. Muse'u sevdiğim gibi sevmem ama ben bu şarkıyı.(zaten sözlükten arakladığım entryden de anlaşılacağı gibi içimdeki sapığa seslenmiş şair bu şarkıda)
Demem o ki; Time is Running Out, Hysteria, Bliss, Butterflies and Hurricanes, Starlight gibi hissettirmez bana dinlerken ama oldukça lezizdir. Yapılabilecek en şahane pop şarkısıdır. Kıçımı başımı ayrı oynattığını da reddedecek değilim. (başka bir örneği için bkz: with a heavy heart) Bu arkadaşları ve Supermassive Black Hole'u da canlı canlı izlediğim için felaket derecede kıvançlıyım arkadaş, doğruya doğru. Ne güzel konserdi be.
"Britney çakması Muse" diyenlere de kafam girsin arkadaş. Herkes Hit Me Baby One More Time'ı seviyor bence. Ne zaman bi yerde çalınsa, dalga geçiyormuş gibi yapıp herkes söylemeye başlıyor şarkıyı. Ne ayak?
* Kola içiyorum içinde 8 tane buz sayabildim. Abartmışım sanırsam.
* Geceleri eve dönerken boş sokaklarda Black söyleyerek ilerliyorum. Eve nasıl vardığımı anlamıyorum hiç bir zaman.
* Noyan'la konuştuk sabah, mutlu oldum. Yemin etmiş. Ben de yemin ettim, terasboy olucam dönmeden paşam.
* Sifon. Sifon ilginç, ilginç olduğu kadar da muazzam icad. Yıllar evvel farkettim ki ne tv, ne internet, ne otomobil. Ateşten sonra gelmiş geçmiş en önemli buluş sifon yahu. Düşünsene sifonsuzluğu.
* Bi' de sifonlarla ilgili şöyle bir gözlemim var; çekilen sifonlar daha cana yakın, sempatik, halktan. Basılan sifonlar daha burjuva işi gibi. Ne zaman çekilen bir sifona raslasam yabancı bir yerde, sevinirim.
* Yukarıdan zinciri sarkan sifonların konumu daha değişik, onlar dahil değil bu kapsamaya.
* Bi de cafe-bar gibi yerlerde çift tuşlu sifonlar var. Biri büyük biri küçük için falan. Allahını seversen ne kadar su tasarruf ediyosun o farktan bilader? İki kere çekse adamın teki sifonu tasarruf ettiğin bütün su gidecek zaten. Eforun, kazancından fazla gibi sanki.
* Playofflar belimi büktü resmen. Dün sabah 6da, önceki gün 8.30da yattım.
* Selcen'le iki üç gün önce Retro diye bir programda Özdemir Erdoğan'ı gördük, "O zamanların Bedük'ü falanmış işte" dedi. Kız arkadaş reklamı yapmayayım diyorum ama acaip güldüm be abi sakglsaga.
* 3-4 gündür aklıma anektodlar geliyor yazayım diye, hiç biri yok aklımda şu an.
* Anneler günü. Çiçek alayım anneme. Bence çok cool. Asıl hediyemi yarın gösteririm.
J |: iş aradım baya J |: ona canım sıkıldı gibi oldu ama bi şekilde para kazanırım dalış muhabbetine ¿: gerçi dalış hocası olsan açıkça ben çok mutlu olurum senin için J |: bugün turkuaz isimli meşhur dalış merkezlerinden biriyle telefonda konuştum J |: yaz için adam lazım dedi J |: tanıdık bu adam yıllardır büsaslı adamlarla iş yapar falan J |: haftasonları tekirdağ tarafına saros körfezine dalış J |: datçadaki kaptan çok sever beni J |: al miço belgesi diyor ¿: olm bak ben reklamcı olayım, sen dalış hocası, çağdaş kendi yazılım şirketini kurar canla beraber, şebnem de çevreci idealist avukat falan ¿: süper bi ekürü oluruz J |: hakkaten çok multu oluruz aslında ¿: olm saçları uzatırız lan tekrardan ¿: sana bile uzattırırız mına koyım J |: sşkgjsklşghaşgasş
----
tamam itiraf ediyorum; yusuf en soınra sflkhaglkasga demedi.
Kardeşim desem yeridir. Justin bir, Desmond iki, Iniesta üç.
Üzüntüm; bu adamı 5 yıldır acaip derecede zaten severken hakkını veremedim de, 6 aydır gitgide artan yıldızının tavan yaptığı şu gecede kendisine methiyeler düzeceğimdendir.
Xavi ile (biri barca'da 6 ispanya'da 8 giyer, diğeri barca'da 8 ispanya'da 6) nasıl bir dynamic duo oluşturuyorlar kafam almıyor. Türlerinin en üst iki oyuncusu olarak gösterilen Gerrard ve Lampard şu katkıyı milli takımda yapsa İngiltere ihya olur garanti.
Eto'o 30 gol atmış, Messi dünyanın en iyisi, Xavi euro 08'in en iyi oyuncusu, Henry Arsenal günlerine geri dönmüş vs... Iniesta'nın oynamadığı maçlara bakın, Barca'da bi' şey eksik. Barca'da eksikliği mutlaka hissedilecek 3 oyuncusundan (diğer ikisi için puyol ve messi diyorum ben) biri bu nur yüzlü arkadaş iddia ediyorum.
Bu adam MC ve AMC olarak gayet (kusursuz nerdeyse) başarılı. Barcelona sisteminden çıkınca klasik 4-4-2nin orta dörtlüsünün neresine koyarsan oynayabilir. Barca 4-3-3ünde de Henry ve Messi yokluğunda sağ ve sol forvet olarak boşluk dolduran ilk adam Iniesta'dan başkası değil.
Defansın önünde kalan, target striker hariç, her mevikiyi nasıl oynuyorsun be arkadaş? Son cümlem sana; o nasıl bir top tekniği, nasıl bir saha görüşüdür yeahu?
Guus Hiddink'i ellerinden öperim, dünyanın en dominant futbolunu oynayan takımı iki maçta da felç etti adam. Büyük teknik zeka gerçekten. Hakem Chelsea'nin hakkını yedi, gerçek ama Barca geçmeseydi futboldan tiksinirdim ben.
Çok acele oldu, yazıları ben de pek beğenmedim, ama oturup baştan da kasmadım. Konsept bu ama işte. Noyan bunu okuyosan gör olm, terasboy olucam, senle veya sensiz...
Telif hakkına laf edenler var, kafalarını kırırım.
Dün akşam çok fazla meme gördüm.(Art Niyet diye bi grup varmış) Şarkıları oldukça vasat, grup elemanları kaslı dev gibi abiler, solistleri güzelcene bi ablamız falan ama anlatmaya değer kısım sahne önünde bir motorsiklet etrafında danseden iki hanımefendiden oluşuyor.
Çok acaipti dün gece. Echoes mis gibi çaldı, eğlendirdi önce. Sonra bunlar çıktılar çok az kişiye çaldılar ve bu ablalar yarım metre ötemde sürekli dansettiler. Striptiz klubu tecrübesi yaşadım bir nevi. Bi de işin en güzel yanı millet "dur lan bakmayım abaza sanmasınlar, çaktırmadan göz ucuyla keseyim de sevgilim görmesin" triplerinde takılırken beni direk "koş karılar var burda olm" diye Selcen çağırdı. Beraber laf attık kızlara daha zevkli oldu.
Kendilerini 1 Mayıs'ta görmemiz de şahane oldu, bence onların bayramı kesinlikle. Polis oldular, sekreter oldular, abartıp korsan bile oldular çünkü. (gerçi korsan olmaları daha çok kabotaj bayramı kapsamına girer ama heralde)
O değilde bi yerde şarkı bitince Selcen kıza bira teklif etti. Az önce lateksler içinde etrafa şuh bakışlar fırlatarak bacaklarını açan, saçlarını savuran kişi bi anda dünyamıza inerek "yok şey ben içemem şimdi" dedi. Orda biraz kendimi, biraz hayatı sorguladım. Onlar da senin benim gibi insan, o da rabbimin kulu yahu dedim. Tam bu düşüncelerle onlara et muamelesi yapmamaya karar veriyordum ki diğer şarkı başladı ve motora arkalı önlü oturdu bu ikisi, gene bütün tadım tuzum kaçtı. Ne bir düşünce kaldı, ne insana değer vermeye yönelik etik düşünce denemesi... Meat happens.
Neyse fantastik bir gece oldu bana tam anlamıyla. Kafam bassa daha yazarım da, bi yavaşlık düştü üzerime.
---
Ayrıca doğumgünün tekrar kutlu olsun ibiş. Seneye sana Melis ve Demet alacağım paket halinde. Bir çift çorap almışcasına, ikisini birbirine zımbalayıp vereceğim.