Zamanında Levo'ya ithafen yaptığım bir çalışma. Onu yapalım karşim...
5 Aralık 2008
Levent Demerele
Zamanında Levo'ya ithafen yaptığım bir çalışma. Onu yapalım karşim...
19 Ekim 2008
Hagi versus Galatasaray
28 Haziran 2008
anti klişe timi I
- asma lan suratını artık. olan olmuş.
- abi kız ne istediyse yaptım, bi' gün bile üzmedim ühühü.. - kötü olcan olm bu devirde, kötülerini kıymeti biliniyor. bak piç kamil'e ipnes(dubap).. ah ne vuruyonuz be??
- yeter artık sus, sus!!
- ben bi' şeyi kafaya koydum mu yaparım, gerekirse pazarda limon satar gene de çıka(dong)... noluyo yea?
- kafası çıkarsın, o sebeple kafana koydum odunu...
- haklısın valla. hiç böyle miydi bizim çocukluğumuz? sürekli macera, bi yaratıcılık. bunların işi gücü sanal olayl(hodenk)... ımmmphh..
- lan kıç. sen değil miydin gençliğinde 5 yazı ard arda öğle sıcağında sokakta sıkılarak geçiren... yersin böyle 44 numara makoseni ağzına.
22 Haziran 2008
Bu Sen Misin?

Kalabalık içerisindeyken, çevrende yüzlerce tanıdık yüz varken bi başına kaldığını, herkese gülümserken aslında cildinin altında kafatası denen iğrenç kemiklerin gülmediğini ve aslında ruhunun da gülmediğini bilmen ironik bir şey mi?
Kampuste yürürken moralsizsin belki. Belki herkes moralsiz. herkes hafif delilik sınırlarında hareket ederken, "okulum bitecek mi?" veya "sınavlara çalışmaktan kafayı yedim. çılgınlığım da bundan, saklı gözyaşlarım da" modundayken en mantıklı halinin en üzgün anında ortaya çıkması komik mi, trajik mi?
Bu sen misin?
O kalabalık içerisinde eski sevgililerini, sevgilsinden ayrı kaldığı 24 saatte seninle cinsel ilişki kuran insanları, o insanların 24 saatliğine ayrıldığı insanları ve o insanlara aşık insanları görüyorsun. Bazısıyla 3 ayını paylaşmışsındır belki, bazısıyla bi geceni, bazısıyla bi gününü.. Belli mi olur? Daha uzun, daha güçlü, daha umutlu şeyler de düşlemişsindir belki?
Hiç biri o an yanında değilken inanıyor musun kadere? Karmaya? Eden buluyor mu? Yoksa bunlar sadece senin kurmaca düşüncelerin mi? Çok mu bencilsin acaba sadece kendin hakkında felsefi çıkarımlar yapıyorsun? Önemli misin sence koca evrende ki olaylar senin çevrende senmerkezli gelişiyor? Kitap almaya çıkıyorum diye evden çıkıp serserilerin olduğunu bildiğin sokaklardan yürümen cesaret mi? Yoksa sadece belanı mı arıyorsun? Ailen içerideyken neden sigara içiyorsun? Yakalanmak mı amacın gizliden gizliye?
Bütün herşey bi sebepten mi oluyor yoksa sen mi bunları yaratıp etik dersler almaya çabalıyorsun kendi kendine? Böyle mi farkedeceksin ne olduğunu, nasıl olduğunu?
Tüm filmin kamerası senin gözlerin diye yönetmen sen misin? Veya olayları yaşayan kahraman veya anti-kahraman? Her zaman anti-kahramanlara özendin aslında değil mi? Kendi etiği eşliğinde keyfince hareket eden ve her zaman kazanan. Grup kazancını değil kendi kazancını maksimize eden adam olmak daha kolay değil mi?
Sanırım kimse ne yönetmen, ne de başrol. Herkes sadece kameraman. Olayları gören ve kendi kendine anlatan. Belki de herkes yönetmen veya başrol. Sonuçta 7 milyar kötü film var ortada izleyemediğin. Elinde olan sadece kendi prodüksüyonun. Herkesin o filmi görmesini istemek de senin elinde, kendi özel belgeselin haline getirip değerlendirmek de... Veya geride kalan her kayıdı "bundan bi bok olmaz" diyerek çöpe atmak da senin elinde. Neyse ne de olsa izleyip "ahaha benimki daha güzel" diyebileceğin bi sürü film var çevrende..
Ama cevaplanması gereken tek ve önemli soru şu:
Gerçekten o kadar önemli misin ki evren sana uygun cevaplar veriyor, yoksa o cevapların olmasını sen mi sağlıyorsun kendi kendine?
21 Haziran 2008
Batının Ejderi'nin Hikayesi
Avatar: The Last Airbender'ı şiddetle hatta tehditle herkese tavsiye ediyorum... Tahminen sık sık burda bu nick animesi hakkında bi' şeyler yazacağım. Daha önce yazmış olduğum bir yazının güncellenmiş hali ile başlayayım.
2x15 The Tales of Ba Sing Se'de Iroh'un hikayesinin anlatıldığı 5. ve 9. dakikaları arası şunca yıllık ömrümde en çok amıma koyan yer olmuştur zannımca. Allahtan belamı rica etsem bu kadar olmazdı.
Iroh, Earth Kingdom'un başkenti ve düşmesi halinde savaşı bitirecek olan son Earth Kingdom şehri Ba Sing Se kuşatmasını oğlunun ölümü sebebiyle yarıda bırakır. Oğlu yerine koyduğu yeğeni Zuko'yu sürgününde yalnız bırakmaz ve mission:impossible olan avatar'ı kovalama işinde de yeğeninin yanında olur. Daha sonra olan olaylar sebebiyle Fire Nation'ında düşmanı olur. eski Fire Nation generalinin ve kaçak bi yaşam sürmeye başlar. zamanında fethetemediği Ba Sing Se'ye mülteci olarak girer ve münzevi bi yaşam sürer burda. 2x15te anlatılan hikaye Iroh'un Ba Sing Se'de geçirdiği bi gününü gösterir. Gidip bi piknik sepeti alır öncelikle. Gayet neşelidir, etrafındaki herkese iyilikler yapar yardım eder. Ayçiçeğini güneşten alıp gölgeye koyar, ağlayan bi çocuğa "little soldier boy comes marching home" şeklinde sözleri olan bi şarkı söyleyip neşesini yerine getirir, kendisini soymak isteyen bi adama cesaret verip hayallerinin peşinden koşabileceğine inandırır vs vs... En sonunda güneş batarken bi tepeye çıkıp piknik sepetini boşaltır ve ölen oğlunun resmini çıkarır. Resmin önüne tütsüler yakar. "happy birthday son. if only i can help you.." deyip ağlamaya başlar ve ağlarken "little soldier boy comes marching home, brave soldier boy comes marching home" diye şarkısını söyler..
Kesinlikle bir çizgi filmden fazlası...
