tiriviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiriviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2009

İşte O Adam!


Kadının biri "her gece rüyamda bu adamı görüyorum" diye yukarıdaki robot resmini çizdirir. Psikiyatrı resme bakar ve başkasının zaten bu resmi kendine gösterdiğini farkeder. İş arkadaşlarına gösterir onlar da "aa bize de geldi bu resim" derler. İşgüzarın biri thisman.org diye bir site açar siteye giren binlerce kişi ben de gördüm bu adamı rüyamda derler. Gerçekçiliğine ihtimal vermiyorum lakin guerilla marketing için de oldukça kapsamlı bir hareket olmuş çünkü dünyanın her tarafında adamın resimleri asılmaya başlanmış duvarlara felan.

Gerçekten çok yaratıcı. Bakalım ne çıkacak altından?

17 Ekim 2009

En Az 3 Çocuk Doğurun



"Abi İran'a dönüşmeden kaçmak lazım buralardan" geyiğinin ömrü en fazla 100 yılmış onu öğrendik. İslam bir kaç yıla hristiyanlığı geçerek hakim din, bir kaç 1o yıla Avrupa'nın baskın dini olacakmış.

"Türkiye İran olur mu?" sorusu cevabını bulmadı henüz ama yeni bir soru var aklımda; 100 seneye her yer İran olur mu acaba?

30 Eylül 2009

What If You're Wrong



Ne güzel adamsın sen Richard. En çok kibar kibar laf sokmalarını seviyorum senin ben.

29 Eylül 2009

House S06


Geçen hafta House'un başlamasından önceki 2 ay ciddi ciddi yardırarak 5 sezonunu izledim bu güzide dizinin. Doğrudan 2. sıradan girdi kişisel dizi listeme (Battlestar Galactica still rocks my panties) 5. sezon finali dizinin efsane bölümleri 3 Stories ve House's Head ile birlikte pek çok kişinin kişisel favorisi olmuştur eminim. Doğal olarak uzantılı bölüm 6. sezon başlangıcı ile oldu. Bu bölümde ilk kez House md. yerine sadece House yazıldı, başlangıçta Radiohead - No Suprises eşliğinde ismini bilmediğimiz bir dünya isim aktı ekranda. Dizinin yeni bölümü gibi değil sezon arası filmi gibi olmuştu. (24 ve Battlestar Galactica kullanır bu taktiği) Neyse dün gece yeni bölüm -hatta 6. sezonun ilk bölümü diyebiliriz- yayınlandı. Öncesinde de Insider's Guide diye 22 dakikalık özel bir program koymuşlar. Oyuncularla konuşuyorlar, seti gezdiriyorlar, 6. sezonla alakalı bir kaç ipucu veriyorlar vs... Klasik herkesin bildiği "bu dizi hayatımı değiştirdi, sette çok eğleniyoruz" programı... Dizi inmiş durumda beni beklerken 2 saattir altyazısız seyretme cesaretini kendimde bulamıyorum. House sana Serdar Ortaç'tan iki kuple ile sesleniyorum bu postun sonuna gelirken. Bebeyim oldun daha ilk günden...

26 Eylül 2009

Katy Perry'nin Klip Çekimi


Katy Perry'nin son klip çekiminden bir görüntü. Zamanında J.Lo'nun "Jenny from the block" klibinin setindeki "nipple tweaker" abiden beri ilk kez aynı klasmanda bir profosyonelle karşılaşıyorum. Hayır bu adamlar ne okudular, ne referansları var, cv'lerinde ne yazıyor da böyle işler buluyorlar acaba. Şaka mısınız ulan siz?

Katy Perry ve Jennifer Lopez'in sevgililerine söyleyecek sözüm zaten yok. Batının ahlaksızlığını almışlar resmen. Gavat derler bizim burda sizin gibilere be...

31 Ağustos 2009

Basterds

Tarantino listeme doğrudan iki numaradan girdi Inglourious Basterds. Filmle alakalı yorumları okuduğum vakit daha önce rastlamadığım kadar kutuplaşmaya şahit oldum. Benim gibi -zevkten salyalarını akıtacak derecede- beğenenler oldukça fazla olmasına rağmen "iğrenç bir film olmuş, hiç yakıştıramadım Quentin'e" diyen kişilere de rastlıyoruz. Her filmin beğenmeyeni olacaktır ama bu filme "eh" diyen görmedim. Görüşler resmen ya o, ya o şeklinde gelişmiş. Neyse efendim tarafımızı belli etmek adına ben filmden çok leziz çıktığımı belirtmek isterim. Bence adam başyapıtını koymuş ortaya. Seyirciyi avcunun içinde oynatması (o avucun içinde kıvranmak yani) müthiş bir şey. Kendi tarzına ait ufak ama bi o kadar da alakasız öğeler baharat gibi resmen. Her biri ayrı bir tad bırakmış. Güldürüyor, sevindiriyor, alışık olduğunuz, beklediğiniz bir şeyi görmenin kıvancını yaşatıyor zaman zaman. Filmi övmem paragraflar sürer ki beğenenlerin zaten aynı noktalara bayılıp aynı noktalardan gaza geldikleri çok açık. Mühim olan bu filmi beğenmeyenler.


Aslında burda da bir ayrım yapmak gerek. Hakkatten Tarantino sinemasını sevip de bu filmi beğenmeyenler ile Tarantino'yu sadece populer oldukları için ağızlarına dolayıp da "filmi gelmiş gidelim bakalım" dedikten sonra "bu ne lan ne biçim şey bu" diyerek filmden çıkanları izole etmek lazım. Herkes sevmek zorunda değil, adam zorlama bir tür yarattı resmen, uzun uzun dialoglar, saçma sapan aksiyonları alışılmış film kalıplarıyla izlersen düşük bütçeli yapım keyfi dahi alamazsın zaten.

Neyse gene dağıttım konuyu. Bu filmi beğenmeyenler lütfen neden beğenmediklerini söylesinler. Kill Bill'den çıktığımda bir tatminsizlik yaşamama rağmen sonrasında düşündükçe ve tekrar izledikçe hayran kalmıştım. Basterds'da film daha bitmeden notumu vermiştim ki son yarım saati başlı başına efsane olmuş bence...

Karakterlere de değinmek isterim ama kısa keseceğim. Tarantino'nun karakter yazma yeteneği hem memnun edici hem rahatsız edici. Brad Pitt ismi filmin çok önüne geçmiş belli ki. Ben kendisine bayılmama rağmen devasa fontlarla Brad Pitt yazılacak bir şey görmedim filmde ki sahnesi beklediğimden daha azdı. Hakkını vereyim Snatch'den sonra gene aksan kasmış, başarılıydı. (hatta italyanca sahneleri komedi dalında Altın bilmemne alsın.) Christoph Waltz hakkında bir şey demeye dahi luzum yok, esmiş gürlemiş resmen. Bulunduğu her sahnede parladı adam. Film boyu 4 dil konuşması zaten o 4 dili akıcı olarak konuşabilmesinden kaynaklanıyormuş. Sonuç olarak sinema tarihine geçecek bir villaine can vermiş adam. Keza Eli Roth ve Til Schweiger'in karakterleri Donny Donowitz ve Hugo Stiglitz de sinema tarihine geçebilecek potansiyele sahipken yeterince kullanılamamışlar.
Eli Roth zihninin ötesinde fiziksel olarak da piskopatlığa meyilliymiş onu gördüm. Adamın gözlerinden ateş fışkırıyor.


Filmle ilgili beklentilerin dışına çıkan bir konuda Basterds'ın nerdeyse geri planda kalması. Fragmanlardan sonra ben vahşet saçan bir çete bekliyordum. 3-4 orta büyüklükte yıkımdan sonra şanslarının yardımıyla bombastik bir yıkım yapmaları belki bu yolda ölmeleri vs... Basterds'ın tanıtım sahnesi dışında atraksiyonu yok nerdeyse...

Son olarak söyleyin o Brad Pitt'e çenesini geri çeksin. Mis gibi adam götüme benzemiş film boyu.

---

Deniz: coştuk filmde
olm lan hitleri taradı lan herifler
sgkhalghjasga
ağzı gözü dağıldı
Cagdas: cikarken elemanlar tartisiyodu, hitler boyle mi oluyodu diye
Deniz: ahahaha

17 Ağustos 2009

9.58


Bu adam geçen yaz kötü çıkışlarına, son 20 metrede sahilde koşarcasına koşmasına rağmen rekorları kıran adamdı. Arkasından kovalayanı yoktu. Bu yarış öncesi Powell tekrar eskisi gibi olmuştu, Gay gitgide hızlanıyordu. İnsanların akıllarında ufak da olsa "acaba" düşüncesi oluşmuştu. Benim kişisel görüşüm Gay böyle formda olduğundan ve Bolt bu sefer kesin olarak yalnız başına koşamayacağı için dünya rekorunu geliştireceği yönündeydi.

Ama rekoru 0.1 saniye aşağı çekeceğini tahmin etmek imkansızdı. Aslında ilk ipucunu yarı finallerde yanlış çıkış yaparak belli etti Bolt. Zaten çıkışı zayıf olan bir atlet neden hatalı çıkış yapsın ki? Powell ve Gay'in Bolt'a karşı tek avantajları şimşek gibi çıkarak Bolt'un kendilerini yakalamaması için olabildiğince dayanmaktı.

Bolt finalde mükemmel çıkış yaptı, ilk kez. Ve yarışın sonuna kadar da cıvımadı. En azından eskisi kadar cıvımadı. Şöyle söylemek lazım ki Bolt'un çok net arkasında kalan Gay 9.71 koşmuştu. Tüm tarihin en hızlı üçüncü derecesi. Bolt'un bu gece yaptığı 9.58 ve geçen yaz olimpiyatlarda koştuğu 9.69dan sonra koşulmuş en hızlı derece.


Bolt'un geçen sene hedef gösterdiği 9.54 artık iyice yakınlaştı. Sprint yarışlarında rekorlar azalarak azalan bir grafik çizerler. 1980lerden sonra saniyenin yüzde birleri hesaplanır olmuştu. Geçen yaz rekoru ilk kez 9.6 hizasına çektikten sonra bu kes 9.6nın da altına çekti. Düşünün yıllardır saniyenin yüzde biri yüzde biri azalan rekor ilk kez 0.1den daha fazla azaldı 40 yıldır.

Gerçek anlamda seyrettiğimiz/seyredebileceğimiz en büyük atletlerden biri. Bence en iyi sprinter. Bakalım fiziğine daha uygun olan 400 metre koşusunda da anormallikler yaratacak mı önümüzdeki yarışlarda...

Shaq VS.


Kocaoğlan dünyanın en fantastik şovlarından biriyle TV'ye çıkacak. Adı Shaq VS olan programın formatı Shaq paşanın branşlarının uzmanı sporcularla onların branşında kapışmak olacakmış. Serena Williams'la tenis oynayıp, Michael Phelps'le havuza girecekmiş hatta yazana göre. Adı geçen diğer sporcular arasında Lance Armstrong(bisiklet), Albert Pujols(baseball) ve Oscar De La Hoya(boks) gibi kişiler de mevcut. Gönül ister şu geceki performanstan sonra Usain Bolt ile beraber çıksın piste.

Dünya tarihinin gördüğü en maymun adam bu heralde.

14 Ağustos 2009

Les Paul


Les Paul 94 yaşında öldü.


7 Temmuz 2009

Jordan XXI



Hem basketbol hem reklam aşkıyla yanıp tutuşurken şu reklamı nasıl bugune kadar paylaşmamışım şaştım kaldım kendime. Nike'ın reklamlarına verdiği önem ve bütçenin büyklüğü biliniyor. Jordan zaten Nike'a bağlı ayrı markası çıkacak kadar önde tutulan bir figürken Jordan üzerinden tüm reklamların çok çok güzel olması anormal değil. Bu benim tüm zamanlar favori Jordan reklamımdır. Ki hakkını vermek lazım Jordan reklamlarını resmen epik film çeker gibi yaratıyorlar. Ha Braveheart izlemişin ha Nike'ın Jordan'ı kullandığı 50 reklamdan birini görmüşsün televizyonda. Reklamın en fazla 1-2 dakika sürdüğünü düşününce daha da etkileniyor insan.

Şimdi bu yukarıda videosun bulunan reklamı izleyip de "eee ne var ki bunda" diyecek olanlar vardır eminim. O yüzden bir jordan fanı reklam ile Jordan'ın orjinal hareketlerini birleştirmiş, ona bakarsanız buraya tıklayarak yazı belki anlamsız olmaktan çıkar. Ona rağmen etkilenmeyecek bi sürü kişi de var tabiki. Üzülürüm be.

ps: son hareketin sahibi arkadaş Jordan'ın öz oğlu, belli oluyor zaten.

31 Mart 2009

Did You Know?




Seyredin, seyrettirin.

27 Mart 2009

The Pariah, The Parrot, The Delusion


24 Mart dediler önce. Adam gibi sevienemeden "yok aga yetişmiyor 24'üne biz en iyisi bunu gençlik ve spor bayramına çıkaralım" diyerek 19 Mayıs'a ertelendi çıkışı. Son gelen haberlerle 9 Haziran olmuş tarih.

4 senedir bekliyoruz bu albümü, az daha dayanırız heralde...

The Pariah, The Parrot, The Delusion. Yepisyeni Dredg albümü, (hatta Dredg'in dördüncü stüdyo albümü) yakında bizlerle...

3-4 şarkının gayet temiz konser kayıtları youtube'da mevcut zaten ama Dredg'i şarkı şarkı değil albüm albüm dinlemek makbuldur...

26 Mart 2009

Russel Abi


Show Tv'de az önce Gladiator'un sonunu (ne güzeldir be) görünce gaza geldim "yeahu bu abi boş film çekmez mi?" deyü. Çekmiyor imiş. son 10 yılda abinin filmleri ve IMDb ratingleri şu şekilde

Tenderness (2008) 8.1
Body of Lies (2008) 7.3

American Gangster (2007) 8.0
3:10 to Yuma (2007) 8.0
A Good Year (2006) 6.8

Cinderella Man (2005) 8.0

Master and Commander: The Far Side of the World (2003) 7.5

A Beautiful Mind (2001) 7.9

Proof of Life (2000) 6.3

Gladiator (2000) 8.3

The Insider (1999) 8.0


Proof of Life'ı sıyırırsak şu listeden boş film yok.
A Good Year'ı izlememe rağmen tüm yorumların olumlu olması ona kıyak geçmemi sağlıyor ki abinin bu filmlerden daha önce çekilmiş LA Confidental isimli bir şahaseri daha vardır onu ayrı tuttum son 10 yıl filmleri diyebileyim diye.


Benim kişisel görüşümle listedeki en vasıfsız 3 filmden biri olan 3.10 to Yuma 2000li yılların ne çekse izlerim abi diyebileceğim iki adamı Christian Bale ve Russel Crowe'u bir araya getiren film. Ulan adamakıllı bi filmde niye beraber oynamadınız ki be abicim?


O değilde Russel Crowe ve Eddie Vedder ne kadar benziyorlar yea...
Eddie Abi diye de bi post yazmak farz bu saatten sonra...

9 Mart 2009

The Curious Case of Victor Newman


IMDb'de 1973-???? yazıyor yayınlanma tarihi olarak. Baş harflerinde Y ve R var diye Yalan Rüzgarı ismiyle hepimizin dimağlarında açık yaralar bırakan, astsubay emeklisi dedemi bile ekran başına kitleyen The Young and the Restless isimli kült eser nedense sinirimi bozdu sabah sabah.

Aldığı ödüller kısmına bakmaya yeltendim, daha linke tıklamadan gördüğüm rakamlar altıma sçırttı; 163 wins & 394 nominations.


Bir de olayın Victor Newman yönü var tabi.

Arkadaş bıyıktan mıdır nedir şu formattaki adamların hepsi böyle bir karizmatik, bir çekici, bir babacan oluyorlar (Ferhat Güzel'i tenzih ediyorum).

Neyse işte [bıyıktan mıdır nedir?] bu adamın gelmiş geçmiş tüm dizi karakterleri arasında en ünlülerden biri olmasının bi sebebi olmalı. Yani öyle bir adam ki bu, şu ülkede televizyonsuz köylere gitsen bile adı mutlaka duyulmuştur. Jack Sheppard, Jack Bauer, Jack Sparrow bilmeyen güzide insanlarımız Victor dedin mi pür dikkat kulak kabartırlar "ne diyosun ajan?" diye...

Gerçi gene IMDb'ye baktım ve abimizin YR camiasına 815 bölüm gibi öküz deviren bir performansla katkı sağladığını gördüm...

Adam ben doğduğumdan beri aynı dizide. Düşünki ben 3 gün önce 23. yaşımı kutladım lan..

Adam hakkatten The Young and the Restless

24 Şubat 2009

Oscar Şeysi (yorum görüş falan)


81. Akademi ödülleri dün gece yapılan törenle sahiplerini buldu (hasta oluyorum böyle kalıp cümlelere lsakgha) Gecenin yıldızı açık ara Slumdog Millionaire ve Hugh Jackman idi.
Slumdog Millionaire 10 adaylığı bulunan 9 kategoriden 8ini kazandı. (en iyi ihtimal 10da 9 yapacaktı yani) 13 adaylığı bulunan Benjamin Button tamamı teknik olan sadece 3 ödül kazanırken Slumdog Millionaire'in en iyi film ve en iyi yönetmen dahil 8 Oscar alması büyük olay oldu haliylen. Oyunculuk kategorilerine adaylığı dahi yoktu filmin ama bi de öyle düşünmek lazım. Çoluk çocukla bu kadar oluyormuş diyorum (yuuuuh!)


Hugh Jackman için bi iki laf etmek gerekiyorsa zaten varolan sevgimi katladı diyebilirim. Şovun başlamasının 5. dakikasından itibaren gelmiş geçmiş en eğelnceli törenlerden biri olacağını göstermişti. Aşkitom Anne Hathaway'i sahneye çıkardığı anda suratımda aptal bir gülümseme vardı. Adam sadece uzun boylu, kaslı, güzel gülümsemeli değilmiş allah kahretsin. Çok yetenekliymiş ciğersiz adam slfhaslga.


Daha evvel -en baba 6 ödül için- yaptığım tahminde 4 ödülü tutturmayı başardım. The Wrestler'dan çıkar dediğim leading actor ve supporting actress ödülleri beni yamultan iki ödül oldu. Hadi Marisa Tomei eyvallah da garanti denen Mickey Rourke oldukça şaşırmamı sağladı. Robert De Niro heykeli kazanan Sean Penn'den bahsederken "bunca yıldır hetero hetero nasıl ödül alıyordu bu herif yahu" diyerek çok güldürdü beni dediğim anda Sean Penn ödül konuşmasına "sizi gidi komünist, homo seven ibişler sizi" diyerek başlayarak gecenin lafını etti. 6 adaylıkla 2 Oscar kazanarak Robert De Niro ile durumunu da eşitledi. Çok sevmem ama hakkını verelim, çok büyük oyuncu. (kelebenk: "sean penn değirmenlere karşı" salkfjaslkgfa çok güldüm kızım)

Bir lafım da şu yukarıda gördüğünüz çifte gitsin. Allah belanızı versin lan sizin. Bunların 3 çocuğu var di mi şimdi. Bunlar ne diyolar "annem Angelina Jolie, babam Brad Pitt benim" mi diyolar. Onların da allah belasını versin. El kadar çocuklara bela okuyorum lan sinirimden. Ne biçim hayat bu.

Son şovlarından sonra Hugh Jackman-Anne Hathaway çiftinin arasını yaparak rakip tohumların yetişimine katkı sağlamak istiyorum. Şşş Hugh bak geçen duydum Anne "ona karşı boş değilim" demiş. Anne, Hugh da seni seviyo bence benden duymuş olma ama...


Geceyle ilgili en çok hoşuma giden şey ise ödüllerin gayet seri şekilde "çabuk çabuk çabuk daha burdan grammylere yetişcez" şeklinde dağıtılıverilmesi ve oyunculuk ödüllerinin 5 eski kazanan tarafından sunulması idi. Öncesinde dev perdede eski kazananların konuşmaları gösterildikten sonra perde 5e ayrılıp sunumu yapacak 5 Oscar sahibi oyuncu üzerinde sabit kalıyordu. Yükselen perdelerin altından o kişilerin gelişi oldukça görkmeli oluyordu doğal olarak. En iyi erkek oyuncu ödülünde tek sahnede Anthony Hopkins, Robert De Niro, Ben Kingsley, Adrian Brody ve Michael Douglas görünce insan afallıyormuş. Ben şahsen orda Michael Douglas yerine Tom Hanks veya Al Pacino görmeyi tercih ederdim de, kalan 4ü baya iyi olduğundan çok büyük dert sayılmaz... (dert? slghalgas)


Son söz Heath Ledger'a.

Çok yazık oldu be bilader sana. Aldın Oscar'ı da keşke yaşayıp kazanamasaydın da "hakkını yediler herifin" diye jüriye sektirseydik...

-----

gecenin en eğlenceli 10 anının videolarına burdan ulaşılabilir. seyrettiyseniz bile bence tekrardan bakın.

16 Şubat 2009

Mutlu Son


Keşke dönmese Los Angeles'a demiştim, oldu sanırım. Galaxy ve Milan anlaşmış, Becks Milano'da kalıyor.

11 Şubat 2009

Ayça Şen


Sade Vatandaş'a çıktı Ayça Şen yeni albümünün şerefine. Şarkısı fena değil, tutar bence de konu bu değil. Bu kadın mukemmel ya. Böyle kırık, arıza, komplekssiz, her konuda yetenkli... Çiziyor, radyoculuk yapıyor, röportaj yapıyor, köşe yazısı yazıyor yetmedi albüm de çıkarmış.

Arıza kadın gebertti beni çat çat koyduğu laflarla...

ob - senle yaptığımız röportajda sinirle bi sene bu işlere ara vericem dedim, sonra sözümü tutmak zorunda kaldım.
- vaay, kedi kedi olalı bi fare tuttu desene...


---

ob - ayça albüm süper, bunu verme sen bana ben gidip satın alayım.
- ya boşver be, yukarıda radyoda 10 tane var, veriyim mi fazladan. hatta ne vericem ya indir internetten..
.

Gerçi şimdi düşündüm de masadaki diğer insanlar da Okan Bayulgen ve Tuna Kiremitçi. Fotoğrafçı, dublaj sanatçısı, tv programcısı, aktor biri, diğeri ise yazar, müzisyen ve köşe yazarı...

Canım sıkıldı gece gece...

6 Şubat 2009

Cheer Up Emo Kid


Günlerce kafa patlattım bu emolar üzerine, her muhabbet ortamında beyin fırtınasına giriştik vs vs çözemedik numarlarını, anlayamadık ne sıkıntıları var..

Taa ki..

Bi gece içiyoruz arkadaşlarla falan, herşey normal. Önümüzden bi emokid geçti.. Kafasının bi tarafını kazımış. Kazınık taraftaki saçlar da daha kısa, alnının ortasını geçince saçlar uzuyor ve gözünü kapıyor. Bununla da yetinmeyip omzuna kadar düşüyor kafasının diğer tarafında..

Şimdi bu arkadaşı görünce kafamda şöyle bi senaryo şekillendi; Heralde bu adam uzun saçlı falandı. Sonra yanlışlıkla artık kafasının bi tarafını yaktı mı, elektrikli testereyle mi girişti naptıysa gitti saçlar.. Sonra "off bu saçlarla nası gezicem ben sokakta ya ufff " diye kafasını hafifi açıyla öne eğdi.. Bunu merak edip "abi derdin ne? neyin var??" diye soranlara falan da "abi saçımı hacamat ettim kazmalığımla" diyemediğinden "yok bişey" ve "bilmiyorum" laflarına sığındı boyuna..

Bakın adam tam anlamıyla emo oldu...


Gördüğünüz gibi adam emo olduğu için saçlar öyle değil.. Saçlar öyle olduğu için emo... [kozmik bir sırrı daha aydınlattın çok varol ters soru şeysi] "hayat bizi içine çeken bir tünel, annemi sevmiyorum, sevgilim aynı anda 3 farklı adama veriyor" triplerine nasıl girdi dersen; Çalışmalarım sürüyor..
İşim gücüm yok bütün gün emo gözlemliyorum, kafa yoruyorum.. Neden gözlemliyorum peki? Bi sonraki seçimlerde "emo kurtuluş partisi" ile ikitidara akıcam, vaatlerim şimdiden belli..

Dertsiz vatandaş kalmayacak, benzin 10 ytl olacak!

1 Şubat 2009

Leo


Takımın 1-0 gerideyken oyuna sonradan gir, 2 gol at, kazandır maçı. Maçı kazandıran 2. golu, Barcelona'nın lig tarihinde attığı 5000. gol...

Her bakımdan özel bi geceydi hem Barca için, hem Leo için...

5000. gol bu süper göğüs kontrolu ile başladı. Havada çelme yemesine rağmen dengesini koruyup ters ayağı olan sağ ayağıyla düzgün bir vole vurdu. Adam şu an net olarak dünyanın en iyisi, en rahat tek başına skor değiştiren oyuncusu. Ve malesef benden bir yaş küçük kendisi. 87li.

30 Ocak 2009

Charlie


Demond gene yaptı yapacağını, gene gösterdi adam gibi adam olduğunu...

Hem Charlie'ye vefasını göstermiş hem de can düşmanı olan adamın ismini çocuğuna vermiş. Dedesi ne de olsa...

Desmond sen bizim herşeyimizsin diyorum sonlandırırken...
Related Posts with Thumbnails