filim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
filim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2010

Heath Ledger - Joseph Gordon-Levitt




"Yeni filmde The Joker olmayacak" açıklamasından gayrı bu arkadaşı The Riddler rolu için uygun görmekteyim. Kişisel kanaatim Inception JGL'nin yeni Batman sequeli öncesi stajıdır. Heath Ledger yaşasa tahminen bunların hiç biri olmayacaktı ama gönül yan yana gözükseler isterdi.

ps: 500 days of summer süper film, izleyin.

4 Ağustos 2010

Christian Bale

The Fighter, 2010


The Dark Knight, 2008


Rescue Dawn, 2006


Batman Begins, 2005


El Maquinista, 2004


American Psycho, 2000


Ruh hastası son filmi için gene 20 kilo veriverivermiş hemencecik. Cart diye kırılacak bir gün. Bu adamın böyle kilo alıp vermekten kum olup dökülmesi lazım bence. Metod oyunculuk yapacam derdinde perişan etti vücudu hayvan... Hiç hazzetmiyorum şöyle hareketlerden vallahi...

2 Ağustos 2010

Inception





Allahını sevem Nolan. İki gözümsün, cigerimsin. Adam gibi adamsın be.

14 Haziran 2010

The Fall



İlk yazacağım şey bu film olacak. Dün gece izledim bu filmi güzel arkadaşlarım ile ve oldukça tatmin oldum. Beklentiniz bu filmden muhteşem bir görsellik ve bir masal izlemek olsun. Pushing Daisies öncesi Lee Pace başrolde diyeceğim film için ama film açık ara yıldızı küçük kızımız tabiki...

Uzun uzadıya reklama girmiyorum, bu filmi izleme fırsatınız varsa kaçırmayın.

18 Ekim 2009

The Expendables


Sylvester Stallone'un hem oynadığı hem yönettiği saf aksiyon filmi. Bu tip adamlar nasıl yönetir diye düşünesim geliyor ama Rocky serisini gözümün önüne getirince laflarımı yiyorum adeta. Neyse bu filmi niye gösteriyorum. Sebebi şu; aksiyon filmi çekseniz hangi oyuncuyla çalışmak istersiniz? Daha doğrusu şöyle sorayım. Şimdi bu filmde oynayan adamları sayacağım, bunlar dışında aklınıza gelen varsa söyleyin. Başrolde Sylvester Stallone, Jason Statham, Jet Li, Mickey Rourke, Forest Whitaker. Kısa sahneleri olan Arnold Schwarzenegger ve Bruce Willis. Türlü türlü aksiyon filminin şerrefsiz kötü adamı Eric Roberts, Rocky IV'ün Ivan Drago'su Dolph Lundgren ve latin efsanesi, Machete Danny Trejo.

edit: Wesley Snipes vergi muhabbetine ülkeden çıkamadığından, Kurt Russell toplama kadro içine girmek istemediğinden, Steven Seagal yapımcıya kıl olduğundan kabul etmemişler. Van Damme sadece kabul etmemiş onun yerine Dolph Lundgren dahil edilmiş. Arnold'ın "California Valisi" rolunde gözükeceği konuşuluyor...

Chuck Norris ve Michael Dudikoff'u da bi iki sahnede serpiştirseymiş oraya buraya tammış gerçekten.

Mickey Rourke 2010 yılında hem bu film hem Iron Man II ile aksiyon sineması ile gözümüze gözümüze girecek galiba. Fragmanı izlemek isteyen burdan bakabilir. Silah sahneleri, dövüş sahneleri, patlama sahneleri vs... Efektten ziyade azcık konuya önem verilmiştir inşallah diyerek yazımı bitiriyorum.

31 Ağustos 2009

Basterds

Tarantino listeme doğrudan iki numaradan girdi Inglourious Basterds. Filmle alakalı yorumları okuduğum vakit daha önce rastlamadığım kadar kutuplaşmaya şahit oldum. Benim gibi -zevkten salyalarını akıtacak derecede- beğenenler oldukça fazla olmasına rağmen "iğrenç bir film olmuş, hiç yakıştıramadım Quentin'e" diyen kişilere de rastlıyoruz. Her filmin beğenmeyeni olacaktır ama bu filme "eh" diyen görmedim. Görüşler resmen ya o, ya o şeklinde gelişmiş. Neyse efendim tarafımızı belli etmek adına ben filmden çok leziz çıktığımı belirtmek isterim. Bence adam başyapıtını koymuş ortaya. Seyirciyi avcunun içinde oynatması (o avucun içinde kıvranmak yani) müthiş bir şey. Kendi tarzına ait ufak ama bi o kadar da alakasız öğeler baharat gibi resmen. Her biri ayrı bir tad bırakmış. Güldürüyor, sevindiriyor, alışık olduğunuz, beklediğiniz bir şeyi görmenin kıvancını yaşatıyor zaman zaman. Filmi övmem paragraflar sürer ki beğenenlerin zaten aynı noktalara bayılıp aynı noktalardan gaza geldikleri çok açık. Mühim olan bu filmi beğenmeyenler.


Aslında burda da bir ayrım yapmak gerek. Hakkatten Tarantino sinemasını sevip de bu filmi beğenmeyenler ile Tarantino'yu sadece populer oldukları için ağızlarına dolayıp da "filmi gelmiş gidelim bakalım" dedikten sonra "bu ne lan ne biçim şey bu" diyerek filmden çıkanları izole etmek lazım. Herkes sevmek zorunda değil, adam zorlama bir tür yarattı resmen, uzun uzun dialoglar, saçma sapan aksiyonları alışılmış film kalıplarıyla izlersen düşük bütçeli yapım keyfi dahi alamazsın zaten.

Neyse gene dağıttım konuyu. Bu filmi beğenmeyenler lütfen neden beğenmediklerini söylesinler. Kill Bill'den çıktığımda bir tatminsizlik yaşamama rağmen sonrasında düşündükçe ve tekrar izledikçe hayran kalmıştım. Basterds'da film daha bitmeden notumu vermiştim ki son yarım saati başlı başına efsane olmuş bence...

Karakterlere de değinmek isterim ama kısa keseceğim. Tarantino'nun karakter yazma yeteneği hem memnun edici hem rahatsız edici. Brad Pitt ismi filmin çok önüne geçmiş belli ki. Ben kendisine bayılmama rağmen devasa fontlarla Brad Pitt yazılacak bir şey görmedim filmde ki sahnesi beklediğimden daha azdı. Hakkını vereyim Snatch'den sonra gene aksan kasmış, başarılıydı. (hatta italyanca sahneleri komedi dalında Altın bilmemne alsın.) Christoph Waltz hakkında bir şey demeye dahi luzum yok, esmiş gürlemiş resmen. Bulunduğu her sahnede parladı adam. Film boyu 4 dil konuşması zaten o 4 dili akıcı olarak konuşabilmesinden kaynaklanıyormuş. Sonuç olarak sinema tarihine geçecek bir villaine can vermiş adam. Keza Eli Roth ve Til Schweiger'in karakterleri Donny Donowitz ve Hugo Stiglitz de sinema tarihine geçebilecek potansiyele sahipken yeterince kullanılamamışlar.
Eli Roth zihninin ötesinde fiziksel olarak da piskopatlığa meyilliymiş onu gördüm. Adamın gözlerinden ateş fışkırıyor.


Filmle ilgili beklentilerin dışına çıkan bir konuda Basterds'ın nerdeyse geri planda kalması. Fragmanlardan sonra ben vahşet saçan bir çete bekliyordum. 3-4 orta büyüklükte yıkımdan sonra şanslarının yardımıyla bombastik bir yıkım yapmaları belki bu yolda ölmeleri vs... Basterds'ın tanıtım sahnesi dışında atraksiyonu yok nerdeyse...

Son olarak söyleyin o Brad Pitt'e çenesini geri çeksin. Mis gibi adam götüme benzemiş film boyu.

---

Deniz: coştuk filmde
olm lan hitleri taradı lan herifler
sgkhalghjasga
ağzı gözü dağıldı
Cagdas: cikarken elemanlar tartisiyodu, hitler boyle mi oluyodu diye
Deniz: ahahaha

1 Ağustos 2009

In Bruges


* İngiliz aksanı.

* Muhteşem [big lebowski, snatch, pulp fiction saçmalığında] dialoglar ve monologlar.

* Başından sonuna sapıtmayan ve sonunda tamamlandığını gördüğümüz kurgu.

* Clémence Poésy [alakasız not: 5 Harry Potter'ı ardarda seyrettikten sonra ne göreyim? Ralph Fiennes ve Brendan Gleeson gibi kendisi de birden fazla Harry Potter filminde rol alıyor]

* Colin Farrel'ın esasen ne kadar iyi oyuncu olduğunu görme fırsatı.


Bu filmi izlemek için tek başına yeterli olabilecek beş sebep.
Güzel film, izleyin. IMDb ratingi 8.1.
Olur da "Siktir len" derseniz arkayı gösterip "ee imedebe" diyeceğim.

---

Number One, why aren't you in when I fucking told you to be in?
Number Two, why doesn't this hotel have phones with fucking voicemail and not have to leave messages with the fucking receptionist?
Number Three, you better fucking be in tomorrow night when I fucking call again or there'll be fucking hell to pay. I'm fucking telling you - Harry.

30 Temmuz 2009

Why So Sirius



Yaptığım anbilivıbıl çalışmalarla gene karşınızdayım. Geçen yaz hepimiz The Dark Knight'ı izledik, Heath Ledger için "üff adam ne biçim oynamış Joker'i" dedik. Önceden çekilmiş Batman filmlerinden en akıllarda kalan performans başka bir Joker rolunde Jack Nicholson'a aitti ama aynı karakterin iki farklı yansımasını görmüştük falan filan diye uzatamıycam "The Dark Knight'taki Joker araklamadır" diye büyük iddiamı sunayım ortaya.

Evet araklamadır.
3 günde çılgınca 5 tane Harry Potter filmi izledikten sonra -hafiften sıyırmış olabilirim- bu iddiamı gündeme getiriyorum. Bakınız Potter fimlerinden Sirius Black karakterine bakınız Joker'e. Sirius Black'in üzerinde yaptığımız 4 dakkalık fotoşop neleri ortaya koydu. Hadi azcık renklerle oynadık diyelim ama arkadaş saçı, ceketi yeleği de mi ben yaptım fatoşoplan? Hıı?


İşin garip yanlarından birisi Sirius Black'i Gary Oldman'ın oynaması. Hop hatırla bakayım The Dark Knight'ta polis şefini. ANA! Gene Gary Oldman.

Kilit nokta Gary Oldman arkadaş. Gün gibi ortada bu. karakterin fiziksel görünüşünü etkiledin diyelim hadi, filmin tagline'ına ne karışıyorsun? Why so serious, Sirius Black. Bunlar tesadüf olamaz bence, hepimiz tıkır tıkır işleyen bir çarkın parçasıyız arkadaşlar, uyanma vakti. İki filmde de oynadığı yetmiyor, böyle küçük hesaplarla sözde imzasını atıyor oraya buraya. Bırak Gary bırak. Bizim bunlara karnımız tok. Biz bu sözde oyuna kanmıyoruz. Senin bu topraklarda ki bor madeninden haberin var mı? İstesek dünyanın mına bile koruz.

23 Haziran 2009

Aang Again



The Last Airbender
'ın ilk trailerı. Heyecan yaptım. Galiba baya güzel olacak.

The Mad Hatter


Johnny Depp'i Batman sequeli için The Riddler olarak göremeden Tim Burton'ın çekeceği Alice in Wonderland'den The Mad Hatter olarak görüyoruz.

Edward Scissorhands, Willy Wonka, Sweeney Todd hatta Jack Sparrow. Yeni rolü The Mad Hatter ve potansiyel bir The Riddler.

Adam gerçek karakterleri canlandırmayı bırakalı baya olmuş anlaşılan.

9 Haziran 2009

A Takımı


2010'da filmi geliyor. Şu an kesinleşen tek rol yakışıklı kontenjanından Face rolu için Kitchen Confidential'ın aşçısı Bradley Cooper'a gidiyor.

Murdock için en başından beri konuşulan tek isim Woody Harrelson. Tahminen olur. Çok da yakışır.

Baracus için önce Ice Cube dendi şu an Common ön plana çıkmış durumda.

Hannibal Smith için de uzun süredir Bruce Willis denmesine rağmen, Liam Neeson'la da görüşülüyor imiş...

Baya güzel olur bunun filmi yahu.

Face kızı öp, Murdock çıldır, Baracus adamları döv, ben de puromu içeyim.
Bölüm sonunda hangarın kapısını içeride kaynak makinesiyle yaptığımız aletle kırar kaçarız...

9 Nisan 2009

Topuğa Gel


Naptın be baba? Yakıştı mı sana Robert DJr?

Iron Man 2'nin çekimleri başlamış bu arada. Mickey Rourke ve Scarlett Johansson'da var bu sefer kadroda. Bi de Don Cheadle Terrence Howard'ın rolune getirilmiş ki baya baya yıldızlar karması gibi olmuş be ilk filmden Gwyneth Paltrow'u da ekleyince şu isimlerin arasına... Peh peh peh..

Gene de olmamış o topuklar be bilader...
Pantolon ayrı uyuz zaten de, neyse ona kıl olamadım topuklara bakmaktan...

26 Mart 2009

Russel Abi


Show Tv'de az önce Gladiator'un sonunu (ne güzeldir be) görünce gaza geldim "yeahu bu abi boş film çekmez mi?" deyü. Çekmiyor imiş. son 10 yılda abinin filmleri ve IMDb ratingleri şu şekilde

Tenderness (2008) 8.1
Body of Lies (2008) 7.3

American Gangster (2007) 8.0
3:10 to Yuma (2007) 8.0
A Good Year (2006) 6.8

Cinderella Man (2005) 8.0

Master and Commander: The Far Side of the World (2003) 7.5

A Beautiful Mind (2001) 7.9

Proof of Life (2000) 6.3

Gladiator (2000) 8.3

The Insider (1999) 8.0


Proof of Life'ı sıyırırsak şu listeden boş film yok.
A Good Year'ı izlememe rağmen tüm yorumların olumlu olması ona kıyak geçmemi sağlıyor ki abinin bu filmlerden daha önce çekilmiş LA Confidental isimli bir şahaseri daha vardır onu ayrı tuttum son 10 yıl filmleri diyebileyim diye.


Benim kişisel görüşümle listedeki en vasıfsız 3 filmden biri olan 3.10 to Yuma 2000li yılların ne çekse izlerim abi diyebileceğim iki adamı Christian Bale ve Russel Crowe'u bir araya getiren film. Ulan adamakıllı bi filmde niye beraber oynamadınız ki be abicim?


O değilde Russel Crowe ve Eddie Vedder ne kadar benziyorlar yea...
Eddie Abi diye de bi post yazmak farz bu saatten sonra...

24 Şubat 2009

Oscar Şeysi (yorum görüş falan)


81. Akademi ödülleri dün gece yapılan törenle sahiplerini buldu (hasta oluyorum böyle kalıp cümlelere lsakgha) Gecenin yıldızı açık ara Slumdog Millionaire ve Hugh Jackman idi.
Slumdog Millionaire 10 adaylığı bulunan 9 kategoriden 8ini kazandı. (en iyi ihtimal 10da 9 yapacaktı yani) 13 adaylığı bulunan Benjamin Button tamamı teknik olan sadece 3 ödül kazanırken Slumdog Millionaire'in en iyi film ve en iyi yönetmen dahil 8 Oscar alması büyük olay oldu haliylen. Oyunculuk kategorilerine adaylığı dahi yoktu filmin ama bi de öyle düşünmek lazım. Çoluk çocukla bu kadar oluyormuş diyorum (yuuuuh!)


Hugh Jackman için bi iki laf etmek gerekiyorsa zaten varolan sevgimi katladı diyebilirim. Şovun başlamasının 5. dakikasından itibaren gelmiş geçmiş en eğelnceli törenlerden biri olacağını göstermişti. Aşkitom Anne Hathaway'i sahneye çıkardığı anda suratımda aptal bir gülümseme vardı. Adam sadece uzun boylu, kaslı, güzel gülümsemeli değilmiş allah kahretsin. Çok yetenekliymiş ciğersiz adam slfhaslga.


Daha evvel -en baba 6 ödül için- yaptığım tahminde 4 ödülü tutturmayı başardım. The Wrestler'dan çıkar dediğim leading actor ve supporting actress ödülleri beni yamultan iki ödül oldu. Hadi Marisa Tomei eyvallah da garanti denen Mickey Rourke oldukça şaşırmamı sağladı. Robert De Niro heykeli kazanan Sean Penn'den bahsederken "bunca yıldır hetero hetero nasıl ödül alıyordu bu herif yahu" diyerek çok güldürdü beni dediğim anda Sean Penn ödül konuşmasına "sizi gidi komünist, homo seven ibişler sizi" diyerek başlayarak gecenin lafını etti. 6 adaylıkla 2 Oscar kazanarak Robert De Niro ile durumunu da eşitledi. Çok sevmem ama hakkını verelim, çok büyük oyuncu. (kelebenk: "sean penn değirmenlere karşı" salkfjaslkgfa çok güldüm kızım)

Bir lafım da şu yukarıda gördüğünüz çifte gitsin. Allah belanızı versin lan sizin. Bunların 3 çocuğu var di mi şimdi. Bunlar ne diyolar "annem Angelina Jolie, babam Brad Pitt benim" mi diyolar. Onların da allah belasını versin. El kadar çocuklara bela okuyorum lan sinirimden. Ne biçim hayat bu.

Son şovlarından sonra Hugh Jackman-Anne Hathaway çiftinin arasını yaparak rakip tohumların yetişimine katkı sağlamak istiyorum. Şşş Hugh bak geçen duydum Anne "ona karşı boş değilim" demiş. Anne, Hugh da seni seviyo bence benden duymuş olma ama...


Geceyle ilgili en çok hoşuma giden şey ise ödüllerin gayet seri şekilde "çabuk çabuk çabuk daha burdan grammylere yetişcez" şeklinde dağıtılıverilmesi ve oyunculuk ödüllerinin 5 eski kazanan tarafından sunulması idi. Öncesinde dev perdede eski kazananların konuşmaları gösterildikten sonra perde 5e ayrılıp sunumu yapacak 5 Oscar sahibi oyuncu üzerinde sabit kalıyordu. Yükselen perdelerin altından o kişilerin gelişi oldukça görkmeli oluyordu doğal olarak. En iyi erkek oyuncu ödülünde tek sahnede Anthony Hopkins, Robert De Niro, Ben Kingsley, Adrian Brody ve Michael Douglas görünce insan afallıyormuş. Ben şahsen orda Michael Douglas yerine Tom Hanks veya Al Pacino görmeyi tercih ederdim de, kalan 4ü baya iyi olduğundan çok büyük dert sayılmaz... (dert? slghalgas)


Son söz Heath Ledger'a.

Çok yazık oldu be bilader sana. Aldın Oscar'ı da keşke yaşayıp kazanamasaydın da "hakkını yediler herifin" diye jüriye sektirseydik...

-----

gecenin en eğlenceli 10 anının videolarına burdan ulaşılabilir. seyrettiyseniz bile bence tekrardan bakın.

23 Şubat 2009

Anne Hathaway II


Akademi Ödülleri az önce Hugh Jackman'ın müthiş şovuyla başladı. Adam tahminlerimin ötesinde komikmiş. Ayrıca belli ki usta bir şovmen ve şarkıcıymış, bunları da gösterdi daha 5 dakikada.

Ön sıradan Anne Hathaway'ı kucaklayıp parodisine ortak etmesi çok şahaneydi.
Anne, canım benim... Öl de öleyim Anne, duyuyon mu beni?

---

Oscar yorumları, yarın bu saatlerde...

22 Şubat 2009

Inglourious Basterds




Quentin Tarantino, Brad Pitt. Inglourious Basterds

Afişler de çıkmış, şahane olmuş. Gelse de, depar ata ata gitsem.

"Each and every man under my command owes me 100 Nazi scalps, and i want my scalps!"



20 Şubat 2009

And The Oscar Goes To...



the dark knight lobisi continues

Tahminler

En iyi film: Slumdog Millionaire
En iyi yönetmen: Danny Boyle
En iyi erkek: Mickey Rourke
En iyi kadın: Kate Winslet
En iyi yardımcı erkek: Heath Ledger
En iyi yardımcı kadın: Marisa Tomei

İstekler

En iyi film: The Dark Knight (aday bile değil)
En iyi yönetmen: David Fincher (olmadı Chris Nolan)
En iyi erkek: Mickey Rourke hayvan gibi haketti ama -hayatında ikinci kez ve 13 sene sonra aday olan- Brad Pitt kazansın isterim.
En iyi kadın: Kate Winslet alsın kaçsın
En iyi yardımcı erkek: Cevap bile vermiyorum.
En iyi yardımcı kadın: Bana kalsa bunu da Kate Winslet'a veririm -kadının acaip hakkını yediler yıllardır- Marisa Tomei de haketmiş ama..

Bi de Akademiden dileğim en iyi film adayı olarak The Dark Knight yerine The Reader'ı neden seçtiklerini açıklasınlar. Bi de zahmet olmazsa Milk ve FrostNixon sıfır ödülle dönsün geceden... Ödül veriyonuz böyle filmlere sonra tepemize sçıyolar aynı formattan bissürü çekip....

---

fotoğraflar: sinemaestro

13 Şubat 2009

Zooey Deschanel


Yes Man'e gittim dün (genç-türk-sel) klasik Jim Carrey filmi, beklenti oranında gülme vaadediyor izleyiciye. Ne daha fazlası ne daha eksiği. Bu filmin artısı Zooey'dir, bunu bilir bunu söylerim. Tekrar hislerim arttı kendisine. Burdan sesleniyorum Sayın Deschanel sana:

Sevgili Zooey, her filmde/dizide sana çatlak kadın rolleri veriyorlar, sana deli muamelesi yapıyorlar. Ben sana insan muamelesi yapacağım. Lütfen gel.



----



Filmin içinden saçma sapan bir sahne. Dünyanın en iğrenç grubu. Zooey hariç..

Whore whore whore
Not your late night booty call
Whore no more
Don't call me passed 11pm it won't happen again

Don't call me passed 11pm, it won't happen again
Happened once, it happened twice it happened three times, maybe four times, maybe five times, maybe, maybe it happened six times but it won't happen seven times
No no no no no no...

Whore whore whore
Not your late night booty call
Whore no more
Don't call me passed 11pm it won't happen again

You could call me at 10.59 but don't call me at 11 coz that's my rule now

10 Şubat 2009

Avatar Muhabbeti... Tekrardan


Resmi olarak 2010 yılında seyrediyoruz Avatar'ın filmini.
Oyuncular da şöyle belirlenmiş Aang için sevimli bi karate şampiyonu Noah Ringer (resmi yok malesef), Katara için geleceğin afetlerinden Nicola Peltz ve Sokka için de kanımca nokta atış olarak Jasper Hale.

Yalnız sorun Zuko'da başlıyor. Zuko için önce teen-idol Jesse McCartney diye bi çocuk seçmişler ki babyface yarışması yapılsa kafadan ilk ona girer -ki Zuko serinin en meymenetsiz karakteridir- ardından o afacanı castten çıkartıp yerine Slumdog Millioniare'in başrolundeki hintli ibiş Dev Patel'i dahil etmişler. Kadrodaki değişim şaka gibi. Sarışın bir erkek güzelini çıkarıp yerine kara kuru çirkin bir hintliyi koymuşlar. Hadi hepsini geçtim isyanım hala bitmiyor lan ben bunların ikisinden de daha çok benziyorum Zuko'ya... Seçimi halka bırakıyorum.

17 Ocak 2009

Outlander & Crank 2: High Voltage



Haftasonu spezyali bu olsun. Seryattin'in sevmesi garantili iki filmin fragmanını koyuyorum.

Crank'de bokunu çıkarmışlar işin, ilk filmin sanırım ikincisinin yanında gayet makul mantıklı bir film gibi kalacak. Fragman bakımından süper aksiyon barındırıyor, bi iki sahnede koptum resmen.

Outlander
'ın olayı güzel. MS 8.yy, Norveç, Vikingler, kan, barbarlık ve uzaydan gelen Jim Cavaziel. "Ne işsin olm sen?" diyosun "abi ben, şeyiçin, dragon" deyor. Bakalım enteresana benzemekte. Fragmanlar aşşağıda...





----


Related Posts with Thumbnails