16 Aralık 2008

Sabretooth


Sabretooth dediğin nedir? Wolverine'in can düşmanı, ayı gibi kaslı ve büyük, sapsarı saçları olan pislik bir mahlukat (mutant diyor gavurlar buna) Üstte X-Men'deki görünüşü mevcut. Zaman zaman ufak değişiklikler olsa da değişmeyecek şeyler sarışınlık ve iriliktir mutlaka. İlk X-Men filminde Sabretooth'u oynayan Tyler Mane ayısının filmden bir görüntüsü var. Bence olmuş herif görünüş itibariyle Sabretooth'a. Biraz aptal yapmışlardı orjinale göre ama Serhat Eldem beyefendinin deyişiyle; 3. sınıf bir oyuncu belli ki. Elden gelen buymuş.


X-Men Origins: Wolverine filminde Sabretooth'u oynayan arkadaşa bakıyorum aşşağıda. İri değil, Wolverine'den bile iri değil (normalde Wolverine daha kısadır tabi Hugh Jackman bozdu biraz işleri) sarışın değil, göbekli, kolları ince, saçları kısa...

Ne biçim Sabretooth lan bu. Gambit'in aynısını bulmayı biliyonuz Sabretooth daha bile kolay lan.

15 Aralık 2008

Wolverine

X-MEN ORIGINS: WOLVERINE HD


Yeni trailer çıkmış, ağzımın suları aktı şerefsizim.
X-Men Origins
ismini haybeye almadıklarını gösteriyorlar, Wolverine'in çocukluğu, unutmak istediği olaylar ve hayvana dönüşmesi var filmde. Gambit de var daha nolsun?

---
edit: yaptığım kapsamlı araştırmalar sonucu 39. saniyede Ryan Reynolds'ın Deadpool, 40. saniyede will.i.am ibişinin John Wraith, 113. saniyede de sarışın zenci bir kız çocuğunun Storm olarak gözüktüğünü kayıtlarıma aldım. Dominic Monaghan'ı görmek için kıçımı yırttım ama fragmanda göremedim malesef.. O değil de Gambit olmuş hacı ya...
---

" Belli ki iyi ve kötü arasındaki medeniyet mücadelesi olacak filmde. Dozunda bi aksiyon da mevcut. Mekanlar, kostumler.. çok kıymetli oyuncu arkadaşlarla çalışmışlar...
"

İksmen Orijinal: Hayvan Wolverine 1 Mayıs işçi ve emekçinin bayramında sinemalarda.
Yer gösterici haklarını savunmak için hepinizi Egs'ye beklerim...

Uyarı X


James Bond tellerden atlar, Lara Croft olsan maymunluk yapmadan efendi gibi girersin kapıdan...

14 Aralık 2008

Misilleme


Vakti zamanında Güney Amerika'nın meşhur kapışması Brezilya - Arjantin maçından evvel Arjantin menşeili bir prezervatif markası yukarıdaki reklamları bastırıyor. Reklamın niyeti ortada zaten, açıklanacak bir yanı yok. Ama noluyor? Brezilya kazanıyor maçı... Maçı kazanmak kesmiyor adamları, reklama cevap nitelğinde büyük A'yı küçük a'ya çeviriyorlar. Her anlamda...

El Clasico ve Düşündürdükleri

Cumartesi gecesi dışarı çıkmama sebebim el clasico Barca'nın 2-0 galibiyetiyle bitti. Ne herkesin beklediği tarihi fark, tecavüz vs, ne de içten içi içimi kemiren -aka Fener Syndrome- Real Madrid galibiyeti çıkmadı maçtan. İki takımda da sahadaki değil sahada olmayan oyuncular dikkat çekiciydi. Xavi ne kadar muazzam bir oyuncu olursa olsun badisi Iniesta olmadan tam performans gösteremiyor. Iniesta katalizor gibi kendi oynamasa bile -ki bence şahane adamdır- Xavi 'nin performansını yukarı çekiyor.

Real Madrid için eksiklerden bahsetmeye başlayınca ilk 11 unutuluyor zaten. Bi kere Drenthe ilk 11de sahaya çıkıyorsa ortasaha evlere şenlik demek. Guti, Gago, Sneijder üçlüsü gayet paslaşabilecek gibi gözüküyorlar ama Sneijder sağ kanada sıkışmış durumda demeye kalmadan sakatlanıp çıkıyor. Yerine kim girecek? Sağ kanat düşünmeyi geçtim ortasahaları gözden geçiriyorum kafamdan. Robben cezalı, Diarra ve De la Red sezonu kapattılar. Van der Vaart girer heralde diye düşünüyorum. Hakkatten Van der Vaart niye yok diye diye düşünüyorum kendisini maçın bitmesine 20 dakka kala görebiliyoruz anca. Eksikleri saymışken dünya üzerindeki en iyi forvetlerden Rıdvan Nistelrooy da sezonu kapattı zaten Real ikamesi Huntelaar'ı oynatacak ikinci yarı. Bakalım kısfmet...

Real defansında lack of left back (şiir gibi) yaşandığından, emektar Salgado sağa yerleşiyor, sarı kart canavarı Sergio Ramos solda Messi-Alves ataklarını karşılamak için pozisyonunu alıyordu. Maç sonrası baktığımızda kötü oynadığını söyleyemeyiz ama Marcelo ve Heinze'den biri solda olduğu için Ramos sağda başlasaydı maça, Salgado penaltı yaptıramayacaktı. Buna da halamın taşakları olsa sendromu deniyormuş, vikipedia öyle diyor...

-koydum mu fıstık?

Teknik direktor cephesinde Barcelona B takımının iki eski çalıştırıcısı kapışıyorlardı. Daha tecrübeli olan Juande Ramos olmasına rağmen daha uzun süredir takımının başında olan ve istediği futbolu oynatan Pep Guardiola idi. Teknik direktör değişiminin krizdeki takımlara iyi geldiği, ayrı bir hava kattığı bilinen bir gerçekken karşınızdaki takım son 20 yılın en güzel futbolunu oynuyor denen takım olunca işler öyle yürümüyor. Barcelona'nın bu sezon için klasikleşmiş "baskıyı kuralım hacı, ilk 15-20 dakkada 3 tane atalım sonra rahat rahat top çeviririz" sistemi Real'e tutmadı. Baskıyı kurdular ama az daha kontradan -Davids çakması Drenthe az daha yetenekli olsa- golu yiyeceklerdi. Real mis gibi kapandı ilk yarı golsuz bitti. İkinci yarı Real oyunu kontrol ederek başladı, Barcelona taraftar gazıyla tekrar kendine gelip iyice yüklenince Real'e zor da olsa ilk golu buldular. İlk golde aslan payını doğrudan kaptan Puyol'a göndermek lazım. "Siz atamıyorsanız ben atarım lan!" diye geldi ileri resmen. Casillas ilk golu yiyene kadar -ki hatası yok yediği gollerde bence- dünyanın en iyisiyim ben diye bağırdı resmen. Diğer kalede Volkan Demirel'in az evrim geçirmişi Victor Valdes de iyi performans gösterdi. İki net pozisyon kurtardı karşı karşıya. Onun dışında fazla da zorlanmadı...

tangocular kenetlendi

Yeni Redondo Gago'yu bu maçta dikkatli seyrettim. Nasıl söylenir adamın hamurunun iyi olduğu belli. Maradona zamanında bu adamı Real'e 25melyon euroya sattığı için Boca Juniors başkanına vermişti ayarı vermişti ayarı. Mascherano ile birlikte Arjantin'in ortasahası ona emanet. Diğer Arjantinli Messi'ye diyecek bi' şey yok. 2009 Ballon d'OR'u alır gibi geliyor. Golunu de atarak istatistiklerini geliştirmeye devam etti.

---

Sonuç olarak büyük beklentilere girdiğimiz maç böylece geride kaldı. Uluslarası turnuvalar ve Fenerbahçe - Galatasaray maçları dışında en sevdiğim, tüm futbol müsabakaları arasında oynanan futboldan her zaman zevk alacağıma emin olduğum el clasico bitti.

Maçı 90 dakika izleyip yazısını 75 dakika yazdım. Ne diyeyim? Futbolu seviyorum.

13 Aralık 2008

Bon Covi

- you give yourself a bad name coni...

Top 5: Beyaz Perde Saykoları

Zamanında "The more successful the villain, the more successful the picture." diye buyurmuş Alfred Hitchcock beyefendi. Bunun ne kadar doğru bir önerme onaylayabilmek için en sevdiğiniz filmler listesine şöyle bir göz gezdirmeniz de yeterli olacaktır. Gelmiş geçmiş en iyi villainleri yapmak istesem, 5 kişilik liste çok yetersiz kalıyordu. O sebeple vizyonu daraltıp direk piskopat, sosyopat sınıfında sayılabilecek villainleri seçtim 5 kişilik liste için.

#5: John Doe [Kevin Spacey] - Se7en

Hala Se7en'ı izlmeyen varsa kusura bakmasın spoilerın allahını verdim şu cümle ile. İncil'de geçen 7 ölümcül günah ve günaha uygun cinayetler işleyen çok zeki bir piskopat. İlk 5 cinayet filmi güzel yapmaya yeterken son iki cinayet ile film kült seviyesine çıkmıştır benim gözümde. Kevin Spacey'in özel isteği ile filmden önce ne afişlerde ne fragmanda hiç bi yerde gözükmemiştir filmle alaklı olarak.

sayko laf: I visited your home this morning after you'd left. I tried to play husband. I tried to taste the life of a simple man. It didn't work out, so I took a souvenir... her pretty head.


#4: Patrick Bateman [Christian Bale] - American Psycho

Christian Bale'ın (Velvet Goldmine'ı saymıyorum) ilk adam gibi performansı ve başrolu. En etkileyici performanslarından sayılmayabilir El Maquinista ve The Prestige gibi filmlerinin yanında. Ama piskopat olma konusunda çok başarılı olduğu şüphe götürmez.

sayko laf: You're a fucking ugly bitch. I want to stab you to death, and then play around with your blood.


#3: Anton Chigurh [Javier Bardem] - No Country For Old Men

Javier Bardem Anton rolüyle 2008 yılında en iyi yardımcı erkek oyuncu oscarıkazandı. Yeterlidir sanırım.

sayko laf: Would you hold still, please, sir?



#2: Hannibal Lecter [Anthony Hopkins] - The Silence of the Lambs

Anthony Hopkins Hannibal Lecter rolüyle 1992 yılında en iyi erkek oyuncu oscarı kazandı. Yeterlidir sanırım. Yeterli değilse eğer adam yamyam öyle söyleyeyim. Klasik müzik dinleyip beyin yenir mi arkadaş?

sayko laf: Well, Clarice - have the lambs stopped screaming?



#1: The Joker [Heath Ledger] - The Dark Knight

Of en korkuncu. Heath Ledger hayatının rolunu oynayıp hayatını kaybetti. "ee adam öldü diye mi korkunç?" diyebilirsiniz. Alakası yok. Filmi seyretmiş herkes zaten gördü Joker karakterini hani anlatılacak çok bir şeyi yok aslında. Çizgi romanda anlatılan, Jack Nicholson'ın canlandırdığı yani bilinen Joker'den apayrı bir karakter göstermişti Ledger bize. Jack Nicholson'ın Joker'i sadece katil bir palyaço ilen Ledger'ın Joker'i -kendi tabiriyle- agent of chaos idi. Olabilecek en zeki değil belki ama en piskopat karakteri canlandırdı sinemada. Bütün film sağa sola bıraktığı vecizeler, basen bakışları, yaralarını yalayışı, çocuk gibi tepkiler göstermesi, ölümü ciddiye almaması, Batman'ı filmin başından sonuna yanlış yönlendirmesi. Bir sonraki filmde aynı karakteri canlandıramayacak olması gerçekten büyük kayıp...

sayko laf: Come here. Hey! Look at me. So I had a wife, beautiful, like you, who tells me I worry too much. Who tells me I ought to smile more. Who gambles and gets in deep with the sharks... look at me! One day, they carve her face. And we have no money for surgeries. She can't take it. I just want to see her smile again, hmm? I just want her to know that I don't care about the scars. So... I stick a razor in my mouth and do this... to myself. And you know what? She can't stand the sight of me! She leaves. Now I see the funny side. Now I'm always smiling!

12 Aralık 2008

Dragon Ball



Çocukluğumun en sevdiğim çizgi filminin uzun metraj filmi geliyor.
Çıkan ilk afişlerden ikisi bu yukarıdakiler.

Bu post için araştırma yaparken (araştırma dediğim 2 dakka IMDb'ye baktım) Dragon Ball hakkında esasen hiç bi' şey bilmediğimi farkettim. 25 farklı versiyonu varmış hacı bunun. 15 bölüm süren sezonu da var, 70+ bölüm süren sezonu da... İzlemeye niyetlendim bunun üzerine. Avatar sonrası ne kadar sarar bilemiyorum eğlenceli olacağına eminim. Allah rızası için bilgi sahipleri bi iki yorum bıraksın. Öztürkjant sen biliyon anime manime. Bak bi gözünü seveyim...

10 Aralık 2008

Clutch

Hedo Turkoglu hits the game-winning three to put the Magic over the top in a 109-108 win over the Trail Blazers.

Karşim gene atmış game-winning three'sini. Ligde son hücum topunu kime verirsin deseler Kobe'den sonra bu adamı söylerim sanırım.

----

ps: bu arada Utah Jazz'da Mehmet Okur'un 1.7 saniye kala attığı basketle maçını kazandı...

9 Aralık 2008

UEFA Team of the Year 2008


UEFA'nın her sene gelenekselleşmiş yılın 11 oylaması başlamış.
Bizden 3 kişi var diyesim geliyor ama durum biraz karışık. Bayern Münich'de Ballack'ın yerini dolduran alman mühendislik harikası Hamit Altıntop, milli takımda oynamak için Türklüğü seçen sambacı Aurelio ve öz be öz Adana çocuğu Fatih Terim var Türk kimliği ile aday gösterilenler olarak. Aragones ve Guiza'da adaylar arasında -ki bence ikisinden de cacık olmaz- ama pek iddialı bir konumda değiller tabi ki..

Hamit'in rakipleri arasında Cristiano Ronaldo olduğu için şansı otomatik olarak kayboldu.
Aurelio'nun rakipleri arasında da Xavi ve Senna gibi İspanyollar olduğu için milliyetçilik yapamadım bizim Brezilyalı üzerinden.
O sebeple milliyetçi kanımızı İmparator'a vererek oyumuzu tatmin ediyoruz...

Klasik 4-4-2 taktiğine göre seçiyoruz oyuncularımızı. Bu sebeple bazı aksaklıklar olmuş.
Gerrard ve Hamit Altıntop'un sağ kanat, Sneijder ve Iniesta'nın sol kanat, Fabregas, Lampard ve Ballack'ın neredeyse forvet oynayan Arshavin ile aynı mevkide gösterildiği bir liste olmuş.

Sol kanatta iki Real Madrid'li Hollanda vatandaşı Sneijder ve Robben varken, sağ kanatta da Bayern'den Hamit ve Schweinsteiger var. Bu adamlar çoğu maç beraber oynuyorlar yahu, ne biçim iş bu.


Ben taktiğimi 4-4-2 değil de Inter, ManUtd, Barca, Chelsea gibi 4-3-3 veya 4-3-2-1 şeklinde dizdim.
Van der Sar

Maicon ----
Puyol ---- Ferdinand --- Evra


-Xa
vi

Fabregas -------------
Iniesta


Me
ssi-------------------- Ronaldo


-Zlatan


4 Manchester United, 4 Barcelona, 2 Inter ve 1 Arsenal oyuncusundan oluştu kadrom. Nike sponsorluğunda olmuş hepsi yeni farkettim bu arada.

ManUtd geçen sene EPL ve şampiyonlar ligini kazandığı için süpriz değil.
Barcelona'dan alınan adamlar da Avrupa şampiyonu İspanya'nın değişmezleri (orta sahayı komple İspanya'ya emanet ettik kadroda görüldüğü üzere) ve Messi.
Defans kişisel seçimler (5 adamdan 3ü ManUtd, biri Maicon diğeri de kaptanlığı da verdiğim Puyol paşa)
Del Piero'yu almak çok istiyordum kadro izin vermedi. CR7 ve Messi o mevkileri fazlasıyla kapattılar. Pivot forvet olarak Torres ve Zlatan arasında kaldım ama yeteneklerini hayranlıkla izlediğim Zlatan'ı seçtim.

Teknik direktör Fatih Terim hocam da zaten diğerlerini karizmasıyla tokatlar bu da başka bir gerçek. Yaşasın milli fanatizm...

Guitar Hero



Öncesinde çıkan reklamda Heidi Klum'u evde iç çamaşırlarıyla Guitar Hero oynarken gösteriyorlardı. Bunda da spor dünyasına dalmış adamlar...

Vokal
: Kobe Bryant
Gitar: Michael Phelps
Gitar: Alex Rodriguez (Amerikan futbolcusu. Madonna'nın Guy Ritchie'ye boşanmak için 70+ melyon dolar ödemesini sağlayan adam)
Davul: Tony Hawk

Gerçek meslekelerinde süper başarılı adamların bile evde rockstar triplerine giriyor olduğunun vurgulanması gerçekten akıllıca bir strateji (tereciye tere satmak) bana sorarlarsa.

Aferim bana, gene çok güzel düşündüm..

NTVspor


Gördüğüm en samimi, en eğlenceli reklamlardan bir tanesi.
Medyanın reklam yayınlama konusundaki uzmanlığını reklam verme konusunda gösteremediğini düşünmüşümdür her daim. Ntv burada olduğu gibi tekrar tekrar gönlümdeki yerini sağlamlaştırdı.

Reklam güzel, reklamda gözüken insanlar da güzel. Başka kanalların bu konseptte bir reklam verdiğini düşünün. Adnan Aybabalar, Ömer Üründüller, Ali Sami Alkışlar görecektiniz.

Burada kim var? Rıdvan Dilmen, Murat Kosova, Güntekin Onay, Burcu Esmersoy, Kaan Kural vs...

Bu arada Kaan Kural ve Murat Kosova'nın arkada NBA modeli sevinmeleri süper bir detay olmuş...

NTVspor varlığından dolayı minnettar olduğum sayılı kanaldan biri.
Kalitelerini yitirmemlerini diliyorum can-ı gönülden...

Sweet Bro o' Mine (geldik o malum şarkıya arkadaşlar)


Lugatımıza kattığın zilyon farklı kelime, kalıp, mimik, jest ve tavırdan ötürü öncelikle teşekkür ederim lan. Satıcı da olsan, vefasız da olsan şahane bi adamsın.

Doğum günün kutlu olsun karşim...

------

- karşim doğum gününmüş bugun. düşünür müsün?
- ooo her türlü!.. (kol dirsek hizasında 90 derece olacak şekilde avuç içi karşıya gösterilir. el kendi ekseninde keskin harekeler yapar)

The Joker For The Oscar


Film sonrası promosyonunun destekleyen en başarılı fanart gördüğüm...

The Oscars - These Scars kelime oyunu tam anlamıyla joker ruhunu ve sinsiliğini yansıtıyor... Çok başarılı...

Bu arada The Dark Knight ekibi Heath Ledger için best supporter actor oscarını kovalamak yerine direk en iyi fime gözünü dikti... Lobi, kulis her ne haltsa ondan yapmaktalar harıl harıl şu aralar... Bi çizgi film uyarlamasına verirler mi akademi ödülünü? Buna vermezlerse çizgi filme (wall-e) vermeleri gerekir... Akademi için radikal değişimler söz konusu son iki senenin adaylıkları sonrasında...

8 Aralık 2008

Sacrifice Fiesta


Here comes the kurban bayramı yazısı. Will be here soon...

-babam sabah sabah gene tepemi attırdı, babanemlerden kahvaltıdan döneyim fena sektircem, o zamana dek bayramınız kutlu olsun. peace out-

----

Sinirim geçti sektirmeyeceğim...

İlk günü etten uzakta geçirdiğim için mutlu sayılırım.
Ağzımda kurban tadı, burnumda kesif kokusu ve dişlerimin arasında taze et lifleri yok...

Zamanında i kissed a girl'ün i killed a girl şeklinde bir mutasyonu söz konusuydu. Kurban bayramı nedeniyle bi tane de ben yazayım dedim..

i killed a lamb, i liked it
the taste of her t-bone steak
i killed a sheep cause my belief want it
i hope animal lovers don't mind it
it felt so right,
it felt so damn right
to acquire merit in god's sight
i killed a lamb, i fried it
i ate it..


---

yorum bölümü için ödev: kaç kuruş harçlık aldınız? artık almıyorsanız en son kaç yaşınızda harçlık aldınız...

7 Aralık 2008

Top 5: Burger King Mamulleri

McDonalds benim için tam anlamıyla bir çocukluk anısı. Hamburger yemek, milkshake içmek büyük olaydı eskiden. Tadını o zamanda beğenmememe rağmen nadir yapabildiğim bir eylem olduğu için kıymetli gelirdi. Burger King'in varlığından haberdar olduğumdan beri gnçtrkcll indirimlerine rağmen McDonalds rakip bile olamadı Burger King'e. İzmir'de In & Out Burger veya Arby's olmadığı için Burger King bir numaralı fast food lokantası sıfatını rahatlıkla kazanıyor. Pekii benim şahsi kanatimce en güzel 5 ürün nedir burda tüketilebilecek? Listemiz aşşağıya doğru uzanıyor.
#5: Chicken Royale

Yerken ağzımda festival olmasını sağlayan bir tavuk burgeri. İnce uzun sandviç ekmeği ile yumuşak kıvamlı tavuk köftesi öyle bir uyumlu olurlar ki yediğiniz şey tek yoğunluktaymış gibi gelir dişlerinize. Bir dönem meksikano, amerikano, italyano gibi çeşitleri de çıksa da her zaman en güzeli ekstra peynirli sipariş edilen orjinal versiyonu.

can alıcı unsur: şeklinden dolayı kolay yenebilmesi



#4: Big King XXL

Aç adamın tüketmesi gereken burger. İki köfte, iki peynir, ayı gibi ekmek. Menusu 15 ytl'ye kadar çıkabiliyor açlık durumunuza göre. Yerken oldukça zorlar adamı, bitirdiğiniz zaman midenize oturup verdiği keyfe lanet ettirdiği bile olabilir. Akşam içecekseniz, halı sahaya gidecekseniz, kız arkadaşınızla buluşacaksanız yemeseniz daha iyi...

can alıcı unsur: turşu


#3: Sarımsaklı Mayonez

Listeye tamamlayıcı ürün olarak girebilen tek sos sarımsaklı mayonez. Patateslerin verdiği zevk 3x ise bu sos sayesinde 15xe çıkarın o zevki. Fazla yorum yapmaya gerek yok, Burger King'e tapma sebebi.

can alıcı unsur: fazladan alıp eve götürebilmek


#2: Tendercrisp

Son 1.5 yıldır favori yiyeceğimdi kendisi. Tatlı ekmeğinin içinde muhteşem tavuğu domates ve ekstra peynirle dans eder adeta. Acıktım şu satırları yazarken şerefsizim. Yumuşacıktır kendisi, ayıyı bile doyurur. Big King XXL sonrası en büyük sandviç sanırım kendisi... Ekmeği sabahları poğaça niyetine tüketilebilir.

can alıcı unsur: ekmek


#1: Steakhouse Burger

İlk görüşte aşka inanır mısınız? Ben bu şerefsizden önce inanmazdım. Çok fazla mükemmel kendisi. Köftesinin büyük ve çok lezzetli olması, ekmeğinin az susamlı olması, kızarmış soğan halkalarının varlığı gibi birden fazla tapılası özelliği var. Kendisi çıktığından beri Burger King'de başka bir sandviçin siparişini vermedim diyeyim, ne kadar seviyorum siz anlayın..

can alıcı unsur: kızarmış soğanlar ve köfte

Uyarı IX

Irak, 2005
Pek uyulmamış sanırım bu uyarıya...

6 Aralık 2008

AROG (ve ardından yaşanan bilimum egzantrik olaylar)


AROG


Spoiler vermemeye çalışacağım zira gidin görün. Olmuş bu film.
Cem Yılmaz'ı kutluyorum. Güzel bir film yaptığı için elbette kutluyorum ama asıl tebriğim tabiri caizse trilyon kazanıp o parayı keyfince harcamasının yanında geri dönüşümünü de sağlaması. Oyun kuramında win-win diye geçer bu adamın yaptığı...



Nil Karaibrahimgil için ne desem boş. Filme oyunculuk olarak katkısı sıfırın az üstünde ama kadın ciddi anlamda taş gibiymiş yea... Ozan Güven ve Özkan Uğur cidden mağara adamı gibiler bi süre sonra tiksinti veriyorlar...

Filmde bazı espriler o kadar inceki hani tekrar seyredip irdeleyesi geliyor insanın. Tekrar esprileri de kıvamında kullanılmış, sıkmıyor adamı. Ama asıl güzel olanlar göndermeler sanırım. Film boyu belki 15-20 filme gönderme yapılıyor ufak da ola, klişelerle dalga geçiliyor, kelime oyunları yapılıyor. Maç sahnesinin son 3-4 dakikasında sinemada insanlar yerlere düştü o kadar söyleyim...

----

..ve ardından yaşanan bilimum egzantrik olaylar

AROG konusundan kurtulup dün ne yaptığıma geçeyim kısaca. Öncelikle İzmir'e gelir gelmez organizasyon düzenleyen Nilipek hanımefendiye sonsuz teşekkürler. Amerikan filmi klişesi gibi "AROG'a iki biletim var gelmek ister misin heeey" diye ortaya çıkışı çok sempatikti (lsgkhslga) lakin filmin Şan Sinemasında olması o kadar sempatik olmaz diye düşünmüştüm. Kısmen yanılmışım, çok zevkliydi eski bir sinemada film izlemek. İlkokul anısı gibi oldu resmen.

Film çıkışı Steakhouse burger ve üzerine içilen bira ile keyfim iyice yerine gelmişken n'oldu? Muhabbete dalıp iki vapur kaçırdım. Nil'i aile efradına bıraktıktan sonra durup saatime baktığım zaman vapur veya otobüse 30 dakikadan fazla olduğunu gördüm. Napsam napsam diye dolaşırken karşıdan gelen Sait Kartal ve Hakkı Can Erdoğan beyefendiler derdime derman oldular adeta. Planda olmayan bir Bornova'da çorba içme atraksiyonundan sonra eve varabildim... (Can Erdoğan'ın seçimi soundtrack Aerosmith - Crazy eşliğinde)

Özetle dün çok fazla ve farklı çevrelerden arkadaşlarımı görmüş olmanın kıvancı, AROG'u ilk günden seyredebilmiş olmanın mutluluğunun üzerine steakhouse, sarmisaklı mayonez, bira, çorba, kaşarlı pide, çiğ köfte, donut, kahve gibi pek çok orgazmik lezzet ile günümü geçirmiş olmanın yarattığı tatlı huzurla uykuma daldım... Uyumuşum..

---

edit: filme gitmeden önce Serhat Eldem ve Noyan Sağlam ile kahve içtik. 30 dakika geç geldiler sözleştiğimiz vakite göre. Kalkamızdan 5 dakika önce Ömer Engin Metecan teşrif etti.

5 Aralık 2008

Craig Bellamy


Galli oyuncu Craig Bellamy Liverpool'da oynarken takım arkadaşı Riise'yi barda golf sopasıyla dövdüğü iddia edilir gazetelerde. Bu iddiaların çıktığı günlere en yakın maç olan Barcelona maçında Bellamy'nin gol atması halinde sevincini golf oynarmışcasına kutlayacağına dair bahisler açılır. Oran 1/100 olarak belirlenir. Oynayanlar voliyi vurur...

Levent Demerele

Noyan'ın bloga koyduğu resmi gördükten sonra bunu koymam farzdı.
Zamanında Levo'ya ithafen yaptığım bir çalışma. Onu yapalım karşim...

Moda İkonu Djibril




Şikayet geldi "oğlum psikopat mısın?" şeklinde. Sakat sakat adamlar mide kaldırıyormuş. O zaman alttaki bir sağ, bir sol bacağı kırılmış arkadaşın sokak halini göstereyim istedim.
Bacakları yerinde olan Cisse, moda ikonu Cisse.

İngiltere'de bi dönem, Fransa'da her dönem bu adam ne yapsa olay olur. Daha bunun pembe, kırmızı falan takım elbiseli halleri de var aslında, daha da rezil...

Sarı saçlı bi zenci de kalıcı olsun şu fitbol aleminde yahu.
İbrahim Ba
ayrı yalandı, El Hadji Diouf'u zaten hiç sevmedim. Abel Xavier yaptığı artisliğin beşte biri top oynamadı. Yattara direk isimden kaybediyor... Bi ara şu meymenetsizlerin resimlerini koyayım alt alta, ibreti alem olsun...

Sakat #2



(Djibril Cisse x2)

4 Aralık 2008

Noyan Sağlam

"çok seviyorum ben macerayı, ooğ bear, canım bear"

The Tırt Knight

Ölmüşten beter olmak

- ciğersizlerj..
- buyrun kimi aramıştınız?
- nasıl (hıck) kıydınıj layn?!
- kimle görüşüyorum acaba?
- tanıma tabi.. dün bruj vfeyn dedin mi bütün bu holding tir-titrerdi
- ??
- asıl siz öldünüz lan! ölüsünüz bundan sonra benmiçin...

Radiusless


Fatih Terim ingizlicesinin geyiği zamanında çok yapıldı, birinin bu t-shirtleri akıl etmesi güzel olmuş. Muhabbet o kadar geniş ki esasen bu kalıp t-shirtlerden 3-4 model daha yapılabilirmiş. Misal arkasında "i don't want to see the back" önünde "i want to see the front" esprili olanları da yapılabilir kanımca... "Okazyon, tabele, under the control the games" varın devamını siz yaratın...

Röportaj öncesi muhabirlerin "hangi dilde soralım?" sorusuna Fatih Terim'in -sanki herkes yabancı dil bilme zorunluluğundaymış gibi- "farketmez italyanca, ingilizce yardır gelsin" diye karşılık vermesi de gözlerimin önünden gitmiyor. Gördük halini...

Ukala. Artiz.
Made in Adana... Toprağını unutmuşun iki Floransa görünce...

---

"it doesn't matter for us, for me. big games easy than the other games, unfortunately. everytime is we have the control the games, under the control the games, during the games, we have the some possibility, some big chances, some big okazyon, something like that but, what can i do, sometimes. it is the football, that is the football. something happened everything is something happened. but anyway, now is in the tabele, we have to see the situation, now is second position, and, one point more, i don't want to see the back, i want to see the front and i hope so tomorrow my team's ..."

3 Aralık 2008

Batigol



[ October gene mızmızlanır mı bilemem ama umrumda da değil sanırım. ]

Gabriel Omar Batistuta, Arjantin tarihinin D10S'tan sonra gördüğü en iyi topçu.

Her yönüyle mükemmel bir hücumcu ve kendini sevdirecek kadar na-profosyonel bir oyuncuydu. Öyleki takımı ikinci ligde oynarken aldığı paranın 7 katını öneren Barcelona'yı reddedebilecek kadar, Roma formasıyla ilk maçında eski takımı Fiorentina'ya yukarıda videosu olan golu atınca ağlayabilecek kadar.

Harika bir adamdı bu ya.

Kewell



Adam yetenekli..

---

edit: October Swimmer şerefsizi yüzünden bundan sonra videolarımın altına hayat hikayemden parçalar aktaracağım... İbiş Erdem ilk hikayem.

2 Aralık 2008

Christina Hendricks


Madmen'deki adamlar çılgınsa bunun yüzünden. Ne en güzel kadın, ne de en seksi kadın dizideki. Ama kendisi gözüktüğü zaman sahnedeki herkesten rol çalıyor...

IMDb'de bakıyorum, adam akıllı oynadığı bi film dizi falan da yok. Neden bu kadar geç keşfedilmiş çözemedim açıkça... Bi ara January Jones hakkında da bi' şeyler demek lazım. O da her bölüm daha güzel oluyor, bi mantık hatası var...


PES


Pro Evolution Soccer 2009 Lazio'ya reklam vereceğimiş...

Futbolseverlerin iki dostunu birleştiren bir hadise... Acaba PES 2009 mu yazacaklar yoksa küççük küççük puntolarla tam ismi sığdırmaya mı çalışacaklar?

Lazio forması zaten görüldüğü üzere "reklam alın bana" diye bağırıyormuş, hayırlı olsun...

PES demişken daha saçma bi' şey anlatayım. Palermo geçen hafta Milan'ı 3-1 yendi. Palermo kalecisi Amelia maç 0-0 devam ederken Ronaldinho'nun penaltısını kurtardı, Milan'ın golu maçın sonlarında yine Ronaldinho'nun kullandığı bir penaltıdan gelirken Amelia az daha onu kurtarıyordu.

Buraya kadar ilginç bi' şey yok. İlginç olan Amelia'nın söyledikleri:"Ronaldinho aynı PES'te vurduğu gibi vuruyor topa, ben de her zaman oyunda atladığım köşeye atladım..."

Yuuuuh diyorum...

1 Aralık 2008

Ağzınla İçmediğinin 5 Kanıtı

Yanında çim biçilirken uyuyabilmek


Kafan yere düşmüşken uyuyabilmek


Ayakta uyuyabilmek


Kafan sudayken uyuyabilmek


Kafan pisuardayken uyuyabilmek

---

Alkol her kötülüğün anası, bunlar da onun dingil evlatları heralde...

Patavat mı? Taze bitti be ablacım...


dangalak! ayıoğluayının evladı...
Related Posts with Thumbnails